Acemi Snowboardcunun İkinci Günü

Önceki gün misafir yazar olarak Uludağ hazırlıklarımı ve birinci günümü anlattığım ilk yazımı yazmıştım. İşte devamı, snowboardda acemi bir Decathlonlunun ikinci günü: İki günde snowboard öğrenilir mi? Biraz cesaretle, evet!

2.Gün

Önceki günün yorgunluğunu uykuyla atmak gibisi yok. Gün içinde günler kısa olsa da kaymak için bol bol vaktimiz olduğundan uykumuzu tam alıp sabah 09.00’da kalktık ve rahat rahat kahvaltıya geçtik, saat 10.00 gibi de piste çıktık. İkinci günümüzde 4 günlük skipassı 260 TL karşılığında aldık. Aşağıda 2015-2016 sezonunun skipass ücretlerini ve Uludağ pist haritasını görebilirsiniz. Ben kendi adıma ilk kullanımda pişman oldum, çünkü teleski denen ve sizi yukarı taşıyan o alet boardcular için tam bir kabus! İlk denemeden, anlayacağınız gibi, düştüm (toplamda 4 defa). Sonra nedense pistin zirvesi çok da uzak görünmediği için yürümeye karar verdim, haritada7 numara olarak işaretli. Siz siz olun skipassınız varsa sakın yürümeyin. O zirve asla yakın değil! Başarana kadar deneyin. Tepede arkadaşlarla buluştuktan sonra bu acemi halimizle Maden Pisti’ni kendimize layık gördük ve telesieje ulaşmak için bir pist kaydık (5 numara). En güzel hislerden biriydi, çünkü ikinci günün başındaydık ve o pisti hepimiz kayarak indik.

pistharitası ve skipass
Uludağ Pist Haritası ve 2015-2016 Skipass Ücretleri

Telesiyeje geldiğimizde ikişerli olarak bindik ve benim çok sevgili yükseklik korkum geldi yanıma oturdu. Telesiyejdeki zamanımızın ortalarına doğru ben kendimi ikna ettim, rahatlattım ve bir şekilde zirveye çıktık. Biraz dinlenip bu mükemmel manzaranın tadını çıkardıktan sonra 2 kmlik uzun Maden Pisti’nde kaymaya başladık.

İlk acılı düşüş – Maden Pisti:

Maden Pisti Manzarası

Uludağ’daki en güzel pistlerden biri olabilecek bu pistin bazı yerleri tam biz acemilere göreydi, bazı kısımlarıyla oldukça dikti. Dik kısımlarda snowboard yapmaktan ziyade, ayaklarım topuklarımda frenleyerek usul usul kaydım. Bir iki defa ufak düşmeler dışında tam pisti kazasız atlatıyordum ki son düzlükte kontrlosüzce kayarken dik bir şekilde kara saplandım ve tüm vücudum bir trafik kazasındaki gibi aniden sarsıldı ve yüzüstü düştüm. Boardum sırtıma doğru, ayağıma bağlı bir şekilde, fırladı. O şokla kenarda biraz dinlendim ama bu sefer başka bir korku sardı: TELESKİ! Kendimi toparlayıp “ben bunu başarırım” dedikten sonra sıraya girdim ve bindim. İlk on metrede düştüm. Yılmadım tekrar bindim, yine hemen hemen aynı yerlerde düştüm. Yine başa döndüm ve bu sefer arkadaşımı gördüm ve beraber çıkmayı teklif ettim. Mutlu mesut arkadaşımla yolu yarıladıktan sonra bu sefer beraber düştük. Düşmek gerçekten ama gerçekten insanın canını acıtmıyor. Tabii arkadaşınızın boardı bacağınıza düşmediyse! Artık bu sefer acılar içerisinde ve hayattan bezmiş bir vaziyette tepeye tırmandım. Güneş alnımda, boardum sırtımda. Otele bir şekilde vardıktan sonra, saat 12.00 gibi, kendimi attım odaya dinlendim, yemek yedim ve şömine başında kitap okudum. Akşama bacağım morarmıştı zaten. Kısacası ikinci günüm tam beklediğim gibi değildi ama akşam dinlenmek bana iyi geldi.

Uludağ’daki otellerde sıkılmak için çok vaktiniz olmuyor. Çünkü ya dışarda kayıyorsunuz ya da içerideki sauna, hamam ve havuz gibi ıslak alanlarda keyif yapıyorsunuz. Ben de arkadaşlarımla, onlar kayaktan döndükten sonra, havuza indim. Sıcacık suda rahatladıktan sonra hamam keyfi yaptık. Ben dışında herkes günün yorgunluğunu bir masajla attı. Dediklerine göre çok güzelmiş, benim ilk masaj deneyimim hoşuma gitmediği için  bu sefer yaptırmadım.

Sonra klasik programımıza devam ettik ve yemeğe indik. Bu sefer yan oteldeki eğlencelere bakmaya gittik. Orada da biraz vakit geçirdikten sonra bir odada buluşup geceye kadar sohbet ettik. İkinci günü kapatırken o günkü yaşadığım korkuları ve acemilikleri bir kenara bırakma kararı aldım. Ve ertesi gün başarana kadar teleskiden vazgeçmeyeceğime dair kendimi ikna ettim. Her şeye rağmen daha yeni ayakta durmayı öğrenen biri olarak onca pisti kaydım, snowboard çok da zor değilmiş…

Hilal Yılmaz

SEM Uzmanı


Bir Cevap Yazın