Kiraladığım Boardu Nasıl Satın Almak Zorunda Kaldım?

Uludağ’da Decathlonlularla geçirdiğimiz snowboard tatilimizin 3. günü. Tamamen sıfırdan başladık boarda; ilk gün ayakta durup biraz yol almayı, ikinci gün de pistlerde antrenman yapıp adamakıllı kaymayı öğrendik.

3. Gün

Üçüncü günün sonunda ekibimizden 3 kişi ertesi gün iş başı yapacakları için odamızda yer açılacaktı (Birilerinin internet mağazasının başında durması gerekiyor tabii). Biz de Bursa’dan iki arkadaşımıza haber verdik ve hemen boşluğu doldurduk. Bizimkisi romantik bir tatil olmadığı için ne kadar kalabalıksak o kadar iyi diyerek güne başladık.

Kahvaltıdan sonra grup grup kaymaya çıktık. Ben Bursalı arkadaşlarımla çıktım bu sefer. Dünkü teleski kararlılığımın hala devam etmesine rağmen kayak yapan arkadaşımın “beraber çıkalım mı?” teklifine hayır diyemedim. Her ne kadar teleskiden düşmek can acıtmasa da içimde ya düşersem korkusuyla çıktık yukarı. Hiç bir sorun olmadı. Snowboard yapanların teleskiden çıkması daha zor, ilk başlarda düşmeniz garanti. Bu tatilin sonunda anladım ki çıkmak için en iyi yöntem bir kayakçıyla beraber çıkmak. Tabii bu her zaman mümkün değil tek başınıza da öğrenmeniz lazım. Eğer teleskiyi bacaklarınızın arasından geçirerek çıkmayı başaramıyorsanız koltukaltınıza alın ve wakeboard yaparmış gibi çıkın. Mutlaka bir süre sonra kendi yönteminizin buluyorsunuz zaten.

Sürekli teleski-telesiej çıkmamak için Uludağ’daki en ideal pist Maden; çünkü yaklaşık 2 kilometre! (Pist haritası ve skipas ücretlerini önceki yazımda bulabilirsiniz) Uzun olduğu kolay olduğu anlamına gelmiyor, belki tatilimin en başına dönsem 2. Ve 3. Günümü acemi bir snowboardcu olarak oradan kayarak geçirmem. Neden mi? Çünkü tüm pisti ilk seferde başarıyla kaymama rağmen o sert düşüşüm biraz cesaretimi kırdı ve tekrar çıktığımda içimde hala hafif bir korku vardı. Pistten kaymadan önce yanımızda getirdiğimiz içeceklerimizi kara gömdük ki ikinci çıkışımızda manzara karşısında keyif yapabilelim. Gömdüğünüz yer pistten biraz uzakta ve unutmayacağınız bir yer olursa hem kolay bulursunuz hem de sizden başkası “yanlışlıkla” bulmamış olur.

Maden Pisti'nde çitlerin arkasına içeceklerimizi gömdük
Maden Pisti’nde çitlerin arkasına içeceklerimizi gömdük

İkinci acılı düşüş – Yine Maden:

Üç kişi Maden’den kaymaya başladık ve içimdeki korkuyu bir süre sonra attım. Cesaretle beraber kendimi aştığımı ve güzel zigzaglar çizdiğimi düşünüyordum. Ta ki pistin çaprazına doğru düz bir şekilde ilerleyene kadar: Boardum yere çakıldı ve kafamın üzerine düştüm. Beynim zonklarken aklıma gelen ilk şey pişmanlıktı: “Bir insan neyine güvenip kask takmaz?”. Kayak beremin kenar kısmı oldukça kalın olduğundan neyse ki düşüşümü yumuşattı. İkinci bir kaza yaşamamak için pistin ortasından bolkarlı alana geçtim ve arkadaşımla biraz kendime gelene kadar dinlendim. Daha sonra tekrar kaymaya devam ettik. Bu sefer zigzaglar yerine biraz daha kontrollü olmak adına frenleyerek ilerledim. Frenleyerek gitmek bana çok güven veriyor, ama hem bacak kaslarımı yoruyor, hem de çok büyük keyif vermiyor. Bu yüzden cesareti toplamalı ve zigzaglarınıza, mümkümse slaloma (yapabiliyorsanız) devam etmelisiniz.

Pistin orta kısımlarına gelirken birçok kez daha düştüm. Ama bunlar çok normal ve acısız düşüşler oldu. Bu düşüşlerden birinde ben ayağa kalkmaya çalışırken arkamdan bir boardcu mesafesini ayarlayamayarak hızla boardumun arka kısmına çarptı ve yaklaşık 5 metre yuvarlandı. Bana bir şey olmadı, hemen yanına gittim ona da bir şey olmamıştı. Rahatlayarak kaymaya devam ettim ve aşağı indim. Ben inene kadar arkadaşlarım ikinci turu bitirmişlerdi bile.

Yukarı çıkıp manzara karşısında içeceklerimizi içtikten sonra otele öğle yemeği için döndük. Uludağ’da birçok insandan da duyduğum gibi otellerin yemekleri çok lezzetli olmuyor. Bizim otelimiz için de hemen hemen aynı durum geçerliydi. Sebze ve meyveler biraz kurumuştu ve çok çeşitli açıkbüfe yemeklerinin arasından çok azı benim damak tadıma uyuyordu. Izgara hindi ve kaşarlı pidesinin hakkını vermek isterim ama.

Acı Haber Tez Duyulur

Aramızdan ayrılan 3 arkadaşımızı da uğurladıktan sonra biraz daha kaydık ve beni kayak kiraladığımız yerden çağırdılar. Gittiğimde boardumun uç kısmındaki kırığı gösterdiler ve aklıma hemen bana çarpan snowboardcu geldi. Anlaşılan boardumun arkasına çarptığında hasarı bırakmıştı. Uzun müddet konuştuktan sonra boardun yeni olduğunu (ki gerçekten yeniydi) ve sorumluluğun bende olduğunu (ki duvarda ve bana verdikleri kağıtta yazıyordu) söyleyerek bana alış fiyatından board ve bağlamayı sattılar. Aslında sözleşme imzalamadığımı ve parasını ödemek zorunda olmadığımı biliyordum ama kimsenin hakkını yemek istemediğimden 750 TL verdim. Tabii kiraladığım günlerden 120 TL’sini düşürttüm. 630 TL’ye denk geldi. Üzgün bir şekilde günün devamını geçirirken kendimi bir şeyle avuttum: Boardum olmuş oldu. Ama bir yandan da Wedze’den kullanılmamış board bağlamayı daha uygun bir fiyata alabileceğimi biliyordum. İnternette de biraz araştırdım birkaç kişinin başına gelmiş üzücü bir olay olduğunu anladım.

Kırık boardum
Kırık boardum

Güne düşük bir moralle devam ettikten sonra akşam yemeğinde kendime geldim ve tatilimi mahvetmeyeceğimi kafama koydum. Gece Uludağ’da kalan 3 Decathlonlu ve 2 Bursalıyla bizim odada moral gecesi yaptık. Kalabalık tatillerin en güzel yanı da budur zaten. Toplanıp amaçsızca gırgır yapabilmek…

Siz de benim düştüğüm duruma düşmek istemiyorsanız snowboard kaskı ve snowboard için bizi ziyaret edebilirsiniz.

Hilal Yılmaz

SEM Uzmanı


One thought on “Kiraladığım Boardu Nasıl Satın Almak Zorunda Kaldım?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s