Giresun’da Trail

Okurlarımızdan Şahin Hasbal, memleketi Giresun’da yaptığı trail koşusunu anlatıyor. Keyifli okumalar!


Merhaba,

Adım Şahin İstanbul’da yaşıyorum ve son 5 yıldır koşuyorum, şimdilerde 45 yaşındayım hedefim basit; ayakta durabildiğim sürece koşmaya devam etmek! Koşmaya başlamam Çekmeköy’e taşınmam ile başladı. Eşsiz patikalarda koşmak her zaman heyecan verici oldu. Koşu sevdalıları bilir; antrenman programınızı seyahatleriniz olumsuz etkilemez tam tersine yeni yerlerde koşmak ayrı bir heyecan kaynağıdır. Son seyahatim memleketim Giresun/Şebinkarahisar’a oldu. Oldukça yorucu ve uzun araç yolculuğunun ardından yoğun geçen bir güne rağmen ertesi sabah 05:00’de kendiliğimden uyanmış olmamın başlıca nedeni temiz havaydı. Hazırlıksız gelmiştim. En önemli ekipman olan koşu ayakkabı sorununu, emekliye ayırarak köyde bıraktığım Asics trail koşu papuçlarımı giyerek halletmiş oldum.

DSC_0377[1] (1)

Sabah hava serindi 13 derecelerde olan sıcaklık gün içinde 30 derecelere çıkıyordu bu nedenle koşu için en uygun saati yakalamıştım. Lakin tek sorun ısı değildi köyümüz hemen ormanın eteklerinde yer alıyordu ve yükseklik 1.700 mt’yi gösteriyor. Ormanda vahşi hayat devam ediyor kurt, ayı ve domuzların doğal yaşam ortamlarından geçecek olmam heyecanımı bir kat daha artırmıştı. Hafif tempo ile başladım ve bir süre sonra evlerin olduğu patikayı terk ederek ormanın eteklerine doğru ilerlemeye başladım. Koşu uygulaması arada bir gps sinyalinin kaybolduğundan bahsediyordu. Ortam mükemmeldi serin hava ile birlikte ormandan da gelen çam kokuları birbirinden farklı bu coğrafyada yetişen bitki ve çiçeklerin kokularına karışıyor, insanın kendisini harika hissetmesine neden oluyordu. Belki de sırf bu yüzden ayı veya diğer hayvanlar ile karşılaşma korkusunu yenerek ilerleyebiliyordum. Çok geçmeden Ermenilerden kalan kilise kalıntılarının olduğu tepeye ulaştım. Güneş de yükselmeye başlamıştı fakat ışıkları yakmıyordu. Mümkün oldukça ormanlık alana girmeden patikaları takip ederek Çilçayır’ın sırtına ulaştım manzara harikaydı. Yanıma su almadım zira bu coğrafya hemen her yerde çeşmeler veya doğal su kaynakları ile doluydu.

DSC_0383[1]

Tepede iki seçeneğim vardı sola dönüp patikadan ilerleyip tarihi İpek Yolu’na girmek veya ileri devam ederek ormanın içine girip dağın yamacındaki açıklıktaki çeşmede su molası vererek geri dönmek. İkinci rota riskli olmasına rağmen cesaretimi toplayıp devam kararı aldım. Tatlı bir iniş ile patikayı takip ederek yolun solunda aşağıda kalan çeşmeyi selamlayarak ormanlık alana girdim.

DSC_0398[1]

Sağımda ve solumda ağaçların arasında tempomu biraz daha da artırarak ilerlemeye başladım. Çok geçmeden açıklık alana sapacağım dereye geldim ve buradan sağa doğru yol almaya başladım. Manzara nefes kesiciydi 2.200 mt lik Çal Dağı karşımda tüm heybeti ile duruyor, hemen eteklerinde sık oramandaki çeşit çeşit yüksek ağaçlar adete onun askerleri gibi duruyorlardı. Yüzyıllardır buradaydılar bu süreçte neler gördüler nelere şahit oldular bir ara bunu düşündüm.

DSC_0392[1]

Sonra aklıma ayılar geldi, ya şimdi karşıma çıksalar ne yapacaktım? Ayılar insanlardan hızlı koşarlar, kaçmak çare değildi zira onların yaşam alanında olduğum için beni tehdit sayabilirlerdi. Ağacamı çıkardım ama bu o kadar da kolay değildi. Bu düşünceler ile birlikte hızımı artırdım çeşmede soğuk su içip biraz soluklandıktan sonra geldiğim patikaya dönerek tekrar Çilçayır’ın sırtına yöneldim.

DSC_0405[1]

Trailciler bilir düzde koş, rampalarda yürü; ben de öyle yaptım. İkinci rotam olan ipek yoluna doğru patikaya koyuldum yerde domuzların ve kurtların izlerine rastladım. Eskiden haydutların ipek yolundan geçen kervanları izlediği Gözertme’ye geldim buradaki taşın tepesinde birkaç resim aldıktan sonra İpek Yolu’na giden patikaya girdim yokuş aşağı hızlandım fakat çok da hızlı gidemiyordum zira zeminde otlar büyümüş bastığım yeri tam olarak göremiyordum. Kontrollü bir koşudan sonra İpek Yolu’na indim ve yaklaşık 1 km ötede bulunan çeşmeye doğru hızımı artırdım. Çeşmeye ulaştığımda kısa bir su molası verdim orman ve dağ artık oldukça uzakta kalmış önümde geniş bir bozkır vardı. Artık dönmeliydim koşu uygulamam 6 km civarında idi hesaplarıma göre eve de 4 km olmalıydı. Dönüşde bazen patikada kaldım bazen yola düştüm rampalarda yürüdüm çeşmelerde su içtim. Artık evlerin olduğu alana yaklaşmış kendimi daha güvende hisstemeye başlamıştım bu gerçekten çok güzeldi. Mahalleye girdiğimde şaşkın bakışlarla nereden geldiğimi sordular rotayı açıkladığımda onlara göre dünyayı dolaşmıştım ama uygulama öyle söylemiyordu sadece 10.45 km koşmuştum.

Evde soğuma egzersizleri yaptıktan sonra bostana indim dalında kopardığım biber ve salatalıkların tozunu alarak bir çırpıda mideye indirdim. Bu ödülü çoktan hak etmiştim.

Şahin HASBAL

 


One thought on “Giresun’da Trail

  1. Düzeltme; Kilise, Ermenilerden değil Rumlardan kalmadır. Şu an hoyratça yok ettiğimiz bir çok tarihi eserler gibi sadece küçük bir duvar kalıntısı mevcuttur.

    Beğen

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s