Jpeg
Bu yazımız uzun yıllardır koşu sporuyla ilgilenen  Decathlon ekip arkadaşımız Ceyhun Demirci tarafından yazılmıştır. Ceyhun Demirci aynı zamanda decathlon.com.tr’de koşu sporuyla ilgili Uzmanına Sor projesini yürütmektedir. Uzmanına sor projemizi incelemek için buraya tıklayın.

Kaçıncı yarı maratonum olduğunu pek hatırlamamakla birlikte sakatlığımla zor; ancak parkur ve İstanbul nedeniyle zevkli bir yarışı daha tamamladım. İstanbul yarı maratonu parkurunun düz ve asfalt zeminde olması bir yol koşucusunun en sevdiği parkur tipidir herhalde:) En sevdiğim  diğer özelliği ise evden çıktıktan sonra 15 dakika ısınmak ve ardından dünya çapında bir yarı maraton yarışına katılıyor olabilmek!

Jpeg

Bu parkura benzer Antalya yarı maratonu da düz ve asfalt bir parkurdur. Bu tip parkuları seviyorsanız tercih edebilirsiniz.

Şimdi yarı maratona geçelim;

İlk 2 km:

İlk 2 kilometrede çıkış kalabalığından ve heyecandan pek de birşey anlamıyor insan. Yıllardır koşmama rağmen hala yarış startlarını tam yapamayabiliyorum. Kalabalıktan sıyrılmak, yarışın heyecanı derken yarış stratejisi arada kaynayabiliyor 🙂 Ben bu sefer biraz hızlı çıktım anlayacağınız.

  1. km:

Yarış başlandığında koşuculara ayak uydurup hızlı çıkınca parmak ucu veya pençeleme dediğimiz tip koşu formunda yere basıyor insan. Bu da, alışık değilseniz ve antreman yeterli seviyede değilse yarı yolda sorunlar yaratabiliyor.

10,5. km: Yolun yarısı

Yaklaşık 12 km’ye kadar -en azından ben böyle gidebildim- koşu formumu korudum. Tempomdaki koşuculararın beni motive etmelerini de unutmamak gerekli. Tabi sakatlığıma her ne kadar dirensem de yorgunlukla birlikte performans düşüklüğü olmaya başladı. Bununla birlikte yere basma formunu da kaybetmeye, içebasmaya ve topuğa biraz daha yüklenmeye başladım.

  1. km:

Güzel İstanbul’un manzarası, havanın güzeliği, yarış organizasyonu herşey güzel olsa da koşu esnasında birşeyler ters gidince insanın gözü pek de birşey görmeyebiliyor. Yarı maraton gibi bir mesafe koşusunda sağlığınıza çok dikkat etmeniz gerekli. Ufak bir sakatlık, ufak bir ağrı diye düşündüğünüz şeyler yolda farklı boyutlara ulaşabiliyor. Biraz tecrübe, biraz pozitif düşünmek ve sabırla bitiş çizgisine doğru yaklaşmaya çaba gösteriyordum.

Ve 21,098 Finish!

Sabır sabır sabır! diyerek sonunda o güzel sahneyi bir kez daha yaşadım. İnsanın hedefine ulaşması her ne olursa olsun zorlukla savaşması hayattaki en güzel şey belki de! Koşunun sonuna kadar baldır ve ayak içi bölgesindeki yanmanın bitmesi de ayrı bir güzellik. Bitiş çizgisinde boynuma takılan anı madalyası da bu yarışın anısını ayrıca perçinlemiş oldu.

Genelde 10 km’ye kadar yarışlarda hız odaklı düşünürüm ama yarı maratonlara güç kazanmak ve tecrübe için katılıyorum. Eğlenceli ve zevkli oluyor.

Bu noktada yere basma tipleriyle ilgili bilgi vermem gerekir diye düşünüyorum. İçe basma, normal basma ve dışa basma gibi ayağımızı yere basma tiplerimiz var. Genelde normal basıyor olsak da kilo artınca ya da koşarken oluşan yorgunluktan içe başma olabilmekte. Bunun için uygun kiloya erişmek ve bacak kaslarını güçlendirerek (mesela tepe çalışmaları, pilates lastikleri ile çalışma) basma tipimizi düzeltebiliriz. Uygun bir ayakkabı seçimi de basma şeklimizi düzeltecektir. Yanlış basmanın ne sorunu olabilir derseniz; bacağınıza orantısız bir kas gelişimi (bacak içi güçlü olurken dış taraf daha güçsüz kalabilir) olabilir. Bu da uzun süre içerisinde sakatlık ihtimallerini doğurabilir. Stres kırığı gibi sakatlıklar genelde zeminden, yanlış basma tipinden, aşırı antreman, zamanından erken yapılan yükleme antremanlarından veya kullanım süresi dolmuş bir ayakkabıdan kaynaklanabiliyor.

Kullandığım ayakkabı tabi önemini bu yarışta önemini gösterdi. 12 km’yi aştıktan sonra kullandığım ayakkabının topuk yastıklama desteği  ve içe basmayı önleme desteği ile tempoyu biraz düşürerek yarışa devam ettim. Yorgunluk arttıkça içe basma da biraz başlamış oldu ancak ayakkabım içe basmayı büyük oranda engellediğinden hem yorgunluk azaldı hem de daha uzun koşmaya devam edebildim. Kalenji’nin performans ayakkabılarında kullandığı K-Only teknolojisi tüm basma şekillerine uyum sağlama desteği veriyor. Kullandığım ayakkabıyı merak etti iseniz Kalenji Kiprun Long modeliydi.

Yarışta tam istediğim dereceyi yapamadım ancak yarı maraton mesafesi gibi zor bir hedefi tekrar bitirmiş oldum.

Gelecek yarışlarda görüşmek dileğiyle 🙂

Ayakkabı tavsiyeme gelince:

-10 km ,yarı maraton ve maraton gibi yol koşularında yüksek destekli ve konforlu bir ayakkabı arayışındaysanız ve hedefiniz yarışı bitirmekse Kiprun Long modeli hem kadın hem de erkek için var.

-10 km , yarı maraton ve maraton gibi yol yarışlarında süreyi kovalıyorum, hız benim için her şey diyorsanız : Kalenji Kiprun Fast modeli. Yine hem kadın hem de erkek modelleri mevcut.

Kiprun Fast modelinin ürün inceleme videosu için tıklayın!

10 km ,yarı maraton koşularına katılmak istiyorum ama hobi olarak koşuyorum diyorsanız Kalenji Run Confort modellerine göz atabilirsiniz. Yine hem kadın hem de erkek modelini tercih edebilirsiniz.

Bu ayakkabıların ortak özelliği de hepsinde bulunan K-Only sistemi sayesinde tüm ayak basma tiplerine uyum sağlayan yapısı.

Sporla kalın!

Bir Cevap Yazın