KABAK KOYU – ALINCA – SIDYMA

Şu ana kadar %75’ini yürüdüğüm Likya yolunun, yürümekten en keyif aldığım rotalarından birini paylaşacağım sizlerle.

Kabak Koyu – Alınca – Sidyma Antik Kenti

Bir hafta öncesinden dağcılık klubü ile iki günlük Ölüdeniz – Kelebekler Vadisi – Kabak Koyu rotasını yürüyüp, Kuşadası’na dönmüştüm, ancak ilk defa yürüdüğüm bu yol, beni kendine öyle çekmişti ki devam eden hafta sonu, yola devam etmeye karar verdim. Daha önce satın alıp, göz gezdirdiğim Kate Clow’un Likya yolu kitabını açarak, kendime bir rota çizdim ve Kabak koyundan başlayarak, Xanthos antik kentine yani Antalya sınırına varmayı düşündüm kendimce. Uykusuz bir gece yolculuğundan sonra Kabak koyuna giden minibüslere atlayarak, Kabak koyuna vardım.  Sabah 8 olmasına rağmen, güneş kendini hissettiriyordu.

DSC_0459

Hemen yukardaki manzaraya karşı kahvaltımı yaparak, yola koyuldum. Likya yolu işaretlerini gördüğüm ilk an, her zaman heyecan uyandırır bende. Uzun süre takip edeceğim, büyük emeklerle açılan rotanın, o güzel kırmızı ve beyaz işaretleri. Kabak koyundaki şelaleye kadar durmayarak, devam ettim ve ardından yol ikiye ayrıldı. Aşağıdaki yoldan devam ederseniz Kabak koyuna, diğer yoldan devam ederseniz Alınca’ya çıkarsınız. Alınca’ya doğru yükselen ve kıvrılan rota, kondisyonsuz oluşumun etkisiyle, zorlamaya başlamıştı beni. Aynı zamanda çantamı amatörce hazırlamıştım ve gereğinden fazla ağırdı.

DSC_0483

Şu düzlükte manzaranın tadını çıkartarak, bir yorgunluk kahvesi içmek, hiçte fena bir fikir değildi. Yükselen güneşin etkisiyle, güneşlenmeye çıkan birçok sürüngen vardı etrafta. Rahatsızlık vermeden, yola devam ettim. Biraz daha dikleşen patika, en son bir düzlüğe çıktı. Artık Kabak koyunu arkamda bırakmış, birkaç tane ahıl geçerek, Alınca’ya varmıştım. Birkaç bungalov geçtikten sonra gördüğüm manzara, ne kadar doğru bir karar verdiğimi, kanıtlıyordu.

DSC_0530.JPG

Saatlerce oturup, çay içebilirdim ancak yola devam etmeli, hedefe varmalıydım. Aşağıda görünen yoldan ilerledim. Biraz yoldan şaştım ve kitabı açtım. Açtım açmasına ancak bir sürpriz beni bekliyordu. Kitapta, burdan devam eden rotanın, yükseklik korkusu olanların canını sıkabileceği ve yağmurlu havalarda tehlikeli olabileceği yazıyordu. Yükseklik korkumla daha önce defalarca yüzleşmiş biri olarak, devam etmeye karar verdim.  Rota gerçekten can sıkıcıydı. Manzara ne kadar güzel olursa olsun, birçok yerde ürpertici yükseklik vardı. İçeri doğru kıvrılan birçok vadi geçerek, soluklanacağım bir yer buldum.

DSC_0549.JPG

Coğrafya böyleydi. Fotoğraftan sonra, Likya’lıların neden taş işçiliğinde bu kadar usta olduklarını anlamamak güç değil. Bu zorlu coğrafyadan sonra artık birkaç tarlanın etrafında Osmanlı sarnıcı arıyordum. Kitaba göre ilerlediğim için, kitapta yazan her yeri görmeliydim. Güzel bir Osmanlı sarnıcını geçerek, asfalt yoldan Boğaziçi köyüne doğru yola koyuldum. Burada bir tercih yapabilirsiniz. İsterseniz denize paralel olarak Alınca – Gey – Bel rotasını da tamamlayabilirsiniz. Ancak o rotayı seçerseniz, Likya kenti olan Sidyma’yı göremezsiniz. Ben bir turist rehberi olarak, Likya kentini atlayamazdım ve Boğaziçi köyüne doğru yola koyuldum. Köye vardığımda, güneş yavaştan batıyordu. Likya yolunu takip eden köy çıkışında, Doğan abinin işlettiği bakkalda yarım saat kadar oturdum. Her köylü bir rehberdir bana göre. Ömrünü oralara adamış, dağlarında dolaşmış, bu zorlu coğrafyaya ayak uydurmuş bir Likyalı. Bakkalının bahçesinden görülen Sidyma surları, ayakta kalmaya çalışan gözetleme kuleleri, yorgunluğumu unutturmuştu. Kendisi çay demledi, dertlerinden bahsetti ve daha sonra da şans dileyerek beni uğurladı. Kendisine selam olsun.

DSC_0618.JPG

Vedalaştıktan sonra yamacı köye bakan, kalıntıların bulunduğu dağda yükselerek, Sidyma antik kentinin nekropolisine yani mezarlık alanına vardım. Hava kararmıştı. Sadece Likya’ya özgü kaya mezarlarını kafa lambamla aydınlattıktan sonra ve mezarların güzelliklerini görünce, uykum açıldı. Çevrede biraz dolandım ve fotoğraf çekme işini ertesi güne bıraktım. Civarda bir yere çadırımı atarak, bu muazzam coğrafyanın güzelliğini düşünerek, derin bir uykuya daldım.

Bu yazımız Antares AVM Decathlon Mağazası Doğa Yürüyüşü Spor Liderimiz Baturalp Aktepe tarafından yazılmıştır,  Baturalp’in kendi bloguna da buradan göz atailirsiniz 🙂 

 

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.