KADRO MU KOMPONENTLER Mİ?

İlk bisikletinizi alacaksınız veya var olan bisikletinizi değiştirmek istiyorsunuz. Heyecanlı olduğu kadar sancılı bir süreç desek mübalağa etmiş olmayız. Neredeyse her pedalşörün geçtiği bu evrede şüphesiz ki kafalar çok karışıyor. İnternetten derinlemesine yapılan araştırmalar, forumlardaki kullanıcı yorumları, her bisikletçinin farklı yorumlar yapması sonucu çıkmaza giren ve seçim yapamayan pedalşörler ya da pedalşör adayları…

Aktarıcıların marka ve modeli, fren kolları, pedallar, aynakollar, disk fren mi yoksa v fren mi, jant telleri, dış lastikler derken büyük bir çıkmaza giriyoruz ve bizim için doğru olan bisiklete ulaşmakta zorluk çekiyoruz. Hem sürüş kalitesi, hem de bisikletimizin bizi yarı yolda bırakmaması açısından tüm komponentlerin uyumu ve kalitesi elbette önemli. Fakat bütün komponentlerden çok daha önemli bir konu var! Kadromuzun kalitesi!!!

Kaliteli olmayan bir kadroya en üst segment komponentleri takmanız tabiri caizse temeli atmadan bir bina inşa etmeye benzer. Biraz önce de değindiğim gibi parçaların kalitesinin önemi yadsınamaz. Fakat hepsinden önemlisi kadronuzun kalitesi. Kaliteli olmayan bir kadroya en iyi parçaları takmak dedik. Yani bisikletimizi kişiselleştirmek. Bir de kadrodaki kalite açığını üzerindeki parçaların kalitesi ile kapatmaya çalışan bazı marka/modeller var piyasada. Eğer kişiselleştirmek yerine yeni bir velespit alacaksak bu model ve markalara dikkat etmemiz gerekiyor.

Bisikletin kalitesini bir bütün olarak ele almak yerine neden kadro kalitesine daha önem vermeliyiz peki? Teorik olarak kabul gören ve pratikte de ispatlanmış bir gerçek var ki; bisiklet sizin için bir heves değilse ve gerçek bir tutku/uğraş ise kısa, orta ya da uzun vadede bisikletinizi kişiselleştireceksiniz. Yani üzerindeki parçaları revize edeceksiniz ve her revize ettiğiniz parçanın kalitesi yükselecek. Ve bir gün bakacaksınız ki tek değişmeyen parça kadro! İşte bu sebepten ötürü kadro kalitesini baz alarak alacağınız bir bisiklet uzun vadeli düşünerek geleceğe yapılmış yatırım gibidir bir pedalşör için!

Önce bisikletinizi nerede, nasıl şartlarda kullanacağınızı ardından bütçenizi belirleyin. Hemen akabinde hangi markanın daha kaliteli kadrolar ürettiğine, kadrolar hakkında kullanıcı yorumlarına, varsa şikâyetlere bir göz atın. Eğer ilk bisikletinizi alacaksanız emin olun ki aktarıcının Altus mu yoksa Deore mi, fren kollarının Avid mi ya da Shimano mu olması size bir şey ifade etmez. Ama kadronuzun sağlamlığı çok şey ifade eder. Kadro kalitesinin önemi tüm bisiklet türleri için geçerlidir. İster dağ bisikleti alın, ister şehir veya yarış bisikleti. Burada bir parantez açalım; alacağınız bisiklet yarış bisikleti ise ve performans odaklı bir sürücü isek kadromuzun hafifliği, kalitesi ile beraber büyük önem teşkil eder.

Peki, bir kadronun kaliteli bir kadro olduğunu nasıl anlarız? İyi bir kadroda olması gereken en önemli özellikler sertlik, sağlamlık ve hafifliktir. Estetik açıdan ele alırsak görsellik de işin içine girer. Kadrolar kendi içerisinde çelik, chromoly, alüminyum, karbon ve titanyum olmak üzere 5 gruba ayrılır. Piyasalara çelik, alüminyum ve karbon kadrolar hakim iken chromoly ve titanyum kadrolar daha seyrek görülmektedir. Gelin malzemelerine göre kadrolara kısa ve öz bir şekilde göz atalım.

ÇELİK KADROLAR

Oldukça ağır kadrolardır. Genellikle çocuk ve tur bisikletlerinde, süpermarketlerde satılan bisikletlerde, çok eski model bisikletlerin kadrolarında ya da oldukça kalitesiz, alt segment bisikletlerin kadrolarında tercih edilen malzemedir. Bisiklete katmış olduğu ağırlık, kötü işçilik, kolay deforme olma ve orta/uzun vadede paslanabilme gibi büyük eksileri vardır.

CHROMOLY KADROLAR

Bir tür çeliktir. İşlenmemiş, saf çelik kadrolara oranla daha hafiftir çünkü krom ve molibden alaşımları içerir. Fakat günümüzde pek karşılaşabileceğimiz bir kadro materyali değildir. Oldukça eski bisikletlerde ve günümüzde single speed ile fixie bisikletlerde tercih edilmiştir. Özünde çelik olduğu için hantallık kaçınılmazdır.

ALÜMİNYUM KADROLAR

Piyasaya en hakim olan kadro malzemesidir. Neredeyse tüm bisiklet türlerinin kadrolarında kullanılabilir. Kendi içerisinde 7000 alaşımı ve 6000 alaşımı olarak ikiye ayrılır diyebiliriz. 7000 alaşımı sert, 6000 alaşımı ise daha yumuşak bir alaşım türüdür. Alüminyum malzemeden oldukça kaliteli kadrolar üretilebilir fakat 7000 alaşımı çinko ve bakır ihtiva ettiği için paslanmaya karşı daha dirençliyken 6000 alaşımı alüminyum kadrolardan daha az direnç gösterirler. Ama büyük bisiklet firmalarının alüminyum kadrolarında hangi alaşım türü olursa olsun paslanma oranı hiç yok denecek kadar azdır.

Elbette titanyum veya karbon kadrolar ile karşılaştırılamaz ama ağırlık olarak ise oldukça iyi kadrolardır.

KARBON KADROLAR

Yol/yarış bisikletlerinin vazgeçilmez kadro malzemesi karbondur. Yarış bisikletlerinde en fazla tercih edilme sebebi elbette hafifliği. Darbe emici özelliği oldukça yüksektir fakat bir alüminyum kadronun dayanıklılığı ile karşılaştırmak doğru olmaz. Arazi yollarını ve bozuk yolları seviyor iseniz yine uzun vadeli düşünerek alüminyum kadrolu bir velespit tercih etmeniz daha doğru bir karar olacaktır. Çünkü karbon kadrolar darbe emici özelliği olsa da zaman içerisinde esneme, formu bozulabilme ihtimalleri vardır. Tabii bu durum kadronun üreticisine ve teknolojisine göre değişkenlik gösterir. Piyasada Cycle-Cross olarak kategorize edilen yol/yarış bisikleti formunda fakat bozuk yollara ve araziye daha uygun, içinde karbon barındıran kompozit teknoloji ile üretilmiş bisikletler de mevcuttur. (Bkz: Giant AnyRoad Comax) İçerisinde karbon bulunduran kompozit teknoloji ile üretilmiş kadrolar saf karbon kadrolardan daha sağlam ve dirençlidir.

TİTANYUM KADROLAR

Kadro yapımında sık kullanılan bir materyal değildir. İşçiliğinin daha fazla emek gerektirmesi ve yine hafiflik dolayısıyla titanyum kadroya sahip bisikletler oldukça yüksek fiyatlıdır. En büyük avantajı kesinlikle paslanmaz bir yapıya sahip oluşudur. Fakat karbon kadrodan çok üstün olmaması dolayısıyla kullanıcılar tarafından titanyum daha az tercih edilir. Genellikle tam profesyonellere hitap etmektedir.

Çok fazla teknik detayda boğulmadan, ana hatlarıyla kadro türlerine değindik. Yukarıda birçok kez tekrar ettiğimiz gibi bir kez daha yineleyelim: Bisiklet tercihinde kadro kalitesini temel alarak yapacağınız seçim uzun vadeli ve sağlıklı bir seçim olacaktır. Kendiniz için doğru kadroyu bulduktan sonra zaman içerisinde komponentler üzerinde yapacağınız değişiklikler ile velespitinizi kişiselleştirmenin tadına varacak, eski ve yeni parçaların performans ve sürüş kalitesi adına yarattığı değişiklikleri çok daha net göreceksiniz!

Bol pedallı günler dilerim!

Bu yazımız Ritim İstanbul AVM Decathlon Mağazası Bisiklet Spor Lideri Efe Subaşı tarafından yazılmıştır 🙂 Efe’nin bir önceki Güvenli Bisiklet Sürüş yazısına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.