KIŞ VE BİSİKLET

Yaz mevsimine veda ettiğimiz, sonbahar ile kışa hazırlandığımız bu günlerde kimi bisikletçiler velespitlerinin üzerini örterken, dört mevsim pedalıma kuvvet diyen pedalşörler için “Kış ve Bisiklet” temalı bir yazı gelsin. Kış ve bisiklet temasını “Beslenme” ve “Giyim” olmak üzere iki alt başlık altında irdeleyelim.

GİYİM

Bildiğiniz üzere birçok sporda olduğu gibi bisiklet sporunda da giyim çok ama çok önemli bir konu. Ayakkabımızdan, takacağımız kaskın yağmurluğuna kadar seçtiğimiz ürünlere önem vermeliyiz. Çünkü direkt olarak sürüş kalitemizi etkilediği gibi sağlımız için de önem arz etmekte. Peki, soğuğun kendini tatlı tatlı hissettirmeye başladığı bugünlerde nasıl giyinmeliyiz? Öncelikle güç sarfedeceğimizi, her zamankinden daha fazla hareket halinde olacağımızı düşünerek kat kat giyinmekten uzak durmalıyız. Çünkü efor arttıkça vücut ısısı artacak ve vücudun otomatik soğutma sistemi devreye girerek terleme başlayacak. İşte tam bu noktada kat kat giyinmişsek bu teri dışarı atamayıp üzerimizde kurumasına neden olacağız. Bu ise beraberinde hem keyifsiz bir sürüşü ve daha da önemlisi gribal durumları getirecek. Giydikleriniz termal kıyafetler olsa dahi kat kat giyinmekten uzak duralım.

Bisikletle ilgili tüm ürünler için buraya

Sürüş tarzınıza ve konfor anlayışınıza göre pedli bir tayt ya da hava sirkülasyonu ve hareket özgürlüğü sağlayan bir şort/pantolon giydikten sonra uzun kollu termal bir içlik ve üzerine giyeceğiniz bir bisiklet ceketi –fermuarlı olması daha iyi olabilir- hem vücudunuzu kuru tutacak hem de daha uzun süre ve daha verimli bir sürüş gerçekleştirmenizi sağlayacak. Termal içlik konusunda dikkat etmeniz gereken nokta; vücudunuza yapışması ve tam oturması gerekmekte. Şayet giydiğinizde bol kalıyorsa tam verim almanız mümkün değil. Hava yağışlı ise giydiğiniz ceketin su geçirmez özelliğe sahip olması, yoksa ceketin üzerine koltuk altlarında ve sırt bölgesinde havalandırma kanalları olan yağmurlukları tercih etmeniz gerekir. İsteğinize göre, boyun/baş kısmınızı sıcak tutmak için buff/balaklava ya da kask içi bere kullanabilirsiniz. Yine yağış faktörünü göz önünde bulundurursak; kask yağmurluğu da saçlarımızın ıslanmasına mani olacaktır. Gelelim ellerimize! Eylül-Ekim aylarında olmasa da Kasım ve takip eden aylarda kısa parmak eldivenlerle parmaklarımız üşüyebiliyor. Buna çözüm olarak uzun parmak eldiven kullanabiliriz. Uzun parmak eldivenlerin artık birçoğu dokunmatik parmak olarak tasarlanmakta. Bu özellik sayesinde telefonunuzu eldivenleri çıkarmadan da rahatlıkla kullanabilirsiniz. Bu ek bilgiyi de verdikten sonra kışlık eldivenlerin en büyük handikabına gelelim; fren kollarını iyi kavrayamama! Güvenli sürüş için çok önemli bir faktör olduğu için eldivenimizden emin olmamız gerekir. Ayaklarımız içinse; spd (kilitli pedal, ayakkabı) kullanıyorsak ve hava yağışlı ise ayakkabınızı komple kapsayan ve kaval kemiğinize doğru çıkan su geçirmeyen ayakkabı kılıflarını tercih edebilirsiniz. Bu kılıfları normal ayakkabılarda kullanmanın çok verimli olmayacağını da belirtmek gerekir.

BESLENME

Sağlık olmadan sporu düşünmemiz mümkün değil. Hele ki spor ve sağlığın birbirlerinden ayrı düşünülmesi hiç mümkün değil. Doğru beslenmediğimiz, gerekli takviyeleri yapmadığımız takdirde yüksek performanslar beklememiz vücudumuza karşı büyük haksızlık olur.

Kış ve bisiklet ana başlığı altında beslenme konusunu her zamankinden farklı bir şekilde ele alamayız çünkü beslenme spor öncesi ve sonrası olmak üzere mevsimlere göre değişkenlik göstermez. Fakat bu alt başlık altında, göz ardı edilen, dikkat edilmeyen bir konuya değinmemiz gerekmekte. Kışın bisiklet sürerken sıvı takviyesinin yaz aylarına göre çok daha az olması.

Unutmamalıyız ki; kışın terleme hissiyatı yaz aylarına göre çok çok daha azdır hatta bazı sürüşlerimizde vücudumuzda hiçbir ıslaklık hissetmeyiz. Ama bu vücudumuzun soğutma sistemi devreye girip terleme gerçekleşmemiş anlamına gelmediği gibi terlemeye bağlı olarak kaybettiğimiz tuz ve mineral oranında da azalma yaşanmaz. Elbette ki sürüş tarzınıza göre almanız gereken sıvı miktarı değişkenlik gösterebilir ama her türlü pedalşörün genel olarak uygulaması gereken şudur ki; sık sık ve azar azar sıvı takviyesi yapmak. Bilhassa iki suluk taşıyorsanız, birinin içinde su, diğerinin içinde ise suyla karışık iki adet maden suyu olması kaybettiğiniz mineral kaybına karşılık gerekli takviyeyi anında sağlamış olursunuz. Bu noktada ev yapımı izotonik içecek tarifimi de sizlerle paylaşarak bir sonraki sürüşümde kendisinden alacağım tadı ikiye katlayabilirim.

  • 2 adet maden suyu
  • 1 ya da 2 adet limon suyu
  • Suluğunuz 500 ml ise yarım çay kaşığı tuz. Daha büyükse miktarı çok az olmak kaydıyla arttırabilirsiniz.
  • Ağız tadınıza göre istediğiniz bir meyvenin suyu

İyice çalkaladıktan sonra izotonik içeceğiniz hazır. Yukarıda da belirttiğim gibi genel olarak sürüş öncesi ve sonrası beslenme mevsimsel olarak değişmez. Bu yüzden “Beslenme” alt başlığı altında sıvı alımına değinerek gerekli takviyeleri gecikmeden yapmaları gerektiği konusunda tüm pedalşörleri uyarmış olalım.

Herkese bol pedallı ve sağlıklı bir kış dilerim.

Sporla kalın!

Bu yazımız Ritim İstanbul AVM Decathlon Mağazası Bisiklet Spor Lideri Efe Subaşı tarafından yazılmıştır 🙂  Efe’nin diğer yazılarına buradan ulaşabilirsiniz! 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.