Merhaba!

Bilindiği üzere bir çok yarışta boy göstererek; bedensel engelli bir atlet olarak, milli, elit ve profesyonel segmentte bulunan atletlerle beraber yarışıyorum. Bu yarışlardan birisi de gece koşusuydu.Bu yazımda gece koşusunda giydiğim Kip Run Fast’in incelemesini yaparak, deneyimlerimi aktarmaya çalışacağım.

kiprun
Renklerin güzelliği ve ayakkabının rahatlığı kalp biz!

Öncelikle Neşet Suyu Parkuru’nu çok sevdiğimi, kros antrenmanlarımı da burada yaptığımı belirteyim. Orman içinde koşmak beni çok huzurlu hissettiriyor.  Sıcak havalarda bir çok yarışta koşan birisi olarak bu ortamda koştuğumda nefes almanın zorluğunu, çok fazla terleme sorununu yaşatmadığını söyleyebilirim. Teknik açıdan parkurun sporcu sağlığını koruyan ve ergonomisini buna göre düzenlenmiş olduğu aşikar. Parkurda kullanılan malzemelerin teknik detaylarına girmeyeceğim, parkurun engebeli ve iniş çıkışlı yapısı beni dinç tutuyor. “Koşuda uyumak” diye bir tabir vardır, eğlenmeyi, gülmeyi seven birisi olduğum için, uzun yarışlarda bazen biraz sıkılabiliyorum. Tempom düşünce de rölantiye alıp o şekilde devam ediyorum bu nedenle engebe ve iniş çıkış beni uyutmuyor. Belki de parkuru bu nedenle seviyorumdur 🙂 8 Eylül’de yapıldı yarış. Yarışmayı ise 28:21’ik derece ile koştum. Bu derece aslında benim için kötü bir skor. 2017 Gece Koşusu’nda 26:36 koşmuş birisi olarak hedefim 25 dakika altında bitirmekti. Ancak yarışa başlarken, yarışmaya beraber geldiğim ve kürsü hedefleyen arkadaşımla beraber çıkış yapmıştık. Tabii serde hızlı olmak var; gaza gelerek biraz hızlı bir çıkış yaptığım ve 2km bitirdikten sonra ciddi anlamda enerjimin yarısını kaybettiğimi farkedince 3.50 olan pace’imi 4.50’ye çıkartarak 1 kilometre koştum. 6 kilometrelik parkurun yarısını 11.50 ile koşmuştum! Ayakkabım ise hiç rahatsız etmemiş hatta uçuşa geçmiş gibi, rüzgarda savrulduğumu hissediyordum. Muhteşem bir sonuç olurdu böyle devam etseydi ancak bu mümkün olmadı 🙂 Açıkçası hızlı çıktığım için yorulmuştum da. Az önce bahsettiğim “koşuda uyku” moduna geçip 4.50-5.10 pace arasında 2 kilometre daha koştum. Arada 75 metrelik yükseklik artışını da unutmamak gerek. Adım uzunluğum ise bu yarış için 1.1 metre olarak kaydedildi. Bu yarışta önemli olan geçen seneki yarışın altında bitirmekti. Ancak çok zorlamadan bitireyim düşüncesiyle 500 metreyi 4.30 pace son 500 metreyi de 3.50 pace ile tamamladım. Sonuçta ise hedeflediğim dereceyi tutturamamış, mutlu bir koşucu olarak gururla koşup gitirdğim bir yarış madalyası elde etmiştim. Tabi keyfimi yerine getiren bir diğer gelişme de Uzunetap ekibinin beni podyuma çağırıp hakkımda çok güzel şeyler söyleyerek onore edip, kutlaması oldu. Bu sebeple yazı aracılığı ile teşekkür etmek te isterim kendilerine.

Kip Run Fast bir performans ayakkabısı. 10 kilometreye kadarki mesafelerde rahatlıkla giyilebilecek rahatlığı sunan bir ayakkabı olduğunu düşünüyorum. Ağırlık açısından da ergonomik açıdan da rahatlığı hissedilebilir durumda. Ayakkabının altında ise kaymasının önüne geçebilecek bir yapı bulunuyor. Kışın yapılan koşularda hava şartları sebebiyle seçilen ayakkabıların da önemli bir rolü bulunuyor, dolayısıyla bozuk hava şartlarında yapılan yol koşularında rahatlıkla tercih edilebilir olduğunu söyleyebilirim. %100 kaydırmama gibi bir durum söz konusu olamayacağı gibi tartan pistte ve asfaltta rahatlık sunuyor. 10mm lik tabanı koşunun ortasındaki tempoda, hız artış/inişlerinde & zemin iniş/çıkışlarında ayak ergonomisini taciz etmediği gibi, zeminle her temasta  yere sert basmanızın önüne geçiyor. Ayakkabının turuncu rengini kullanıyorum ve bu rengi gerçekten çok sevdim. Bazen işime giderken ya da sosyal hayatımda da ayakkabıyı kullanıyorum. Özetle; rahat, hafif, esnek. Koşu ayakkabısında hafifliği ve rahatlığı hissetmelisiniz. Hem koşuda, hem koşu sonrasında rahatlık için bu önemli. Neşet Suyu parkurunda da bu rahatlığı fazlasıyla hissettirdi. Yazımı okuduğunuz, deneyimlerimi paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Hayatta bir insanın önünde hiçbir engelin olmadığını, daima ayakta duracak, güçlü olacak, “ben de varım” diyebilmek için savaşacak nedenlerimiz olduğunu lütfen unutmayalım. Umutsuzluk, mutsuzluk, bitkinlik ara ara hepimizin yaşadığı bir durum. Ne olursa olsun, hiçbir şeyin yaşantınızda tattığınız mutluluğunuzun önüne geçmesine izin vermeyin. Ben öyle yapıyorum. Engelimle yaşamaya alıştım ve en güçlü olduğum tarafım bu engelim. Her yeni günde; hayallerimi gerçekleştireceğim o güne 1 gün daha yaklaşıyorum. Hadi! Hepimiz güneşin doğuşuna yüzümüzü dönelim, yeniden filiz vakti!

Sevgilerimle,

Burak ABACIOĞLU, Bedensel Engelli Atlet

Bu yazımız bedensel engelli atlet Burak Abacıoğlu tarafından hazırlanmıştır ve kendi izniyle yayınlanmıştır. 

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.