Yıl 2012… Kızım Zeynep Asya 1 yaşındaydı. Parkta kızımı salıncakta sallıyordum.Yan tarafta top oynayan çocukların topu ağaçta kalmıştı ve  kimse topu ağaçtan alamıyordu.  İleride benim kızım da top oynarken topu ağaçta kalsa ve bana “baba topumu alır mısın?” derse ne yapacaktım diye düşünmeden edemedim..

unnamed

90 kiloydum kesinlikle çıkıp alamazdım.Hadi çıktım diyelim kesinlikle  geri inemezdim. Kilolu olmanın getirdiği diğer sağlık sorunlarını da katarsak artık spor yapıp kilo vermeye karar verdim. İlk başlarda sadece koşu bandında kendimi güçlendirdim ve bu dönemde yaptığım sporla kilo verdiğimi görünce de daha bir zevkle sarıldım koşuya. Koşmanın zevkini aldığıma göre artık yarışlara katılmalıydım ve ilk yarışımı spora başladıktan sonra o zamanlar yaşadığım yer olan İstanbul’da Belgrad ormanında düzenlenen bir etkinlikte yaptım. İlk yarışımda beklediğimden iyi bir sürede bitirerek yarışı 9. olarak bitirdim. Bu derece ile artık yarışlara katılmak benim vazgeçilmezim olmuştu.

Zamanla koşu ve spor konusunda hem daha çok araştırıyordum hemde daha fazla şey öğreniyordum. Bu durum benim gelişmemi sağladı ki artık daha hızlı ve uzun mesafeler koşabiliyordum. Yarışlarda ilk 3 içine girerek kürsülere çıkıyor ve madalya alıyordum. Artık hedefleri daha da büyütmenin zamanı gelmişti. İşte bu yüzden maraton mesafesini (42 km) koşmak için antrenmanlara başladım ki kendime hedef olarak belirlediğim 42 kilometreyi 3 saatin altında tamamlama amacına 3 yılda ulaştım. Bu sürede İstanbul, Antalya ve Çanakkale maratonları ile iznik 85 km dağ koşularına katıldım. İstanbul Maratonunda elde ettiğim yaş kategorisinde 3’lük idi. Dünyanın en prestijli maratonu ve koşucuların davetiye ile katılabildiği  Boston Maratonuna katıldım. 2 saat 51 dakikada tamamlayarak en hızlı maratonumu koştum. Artık  koşuda farklı neler yapabileceğim yönünde araştırma yapmaya başladım. Koşu dünyamız sosyal medya grubunda yaptığımız kapışma etkinliklerinde kaptanlığa seçilerek artık başkalarını da motive ediyordum. Bu süreç ile birçok bilgi paylaşımı ve değerlendirmelerde bulunduğumuzdan Gülsüm Rüstemoğlu hanımın bir gönderisinde ip atlayarak en hızlı maraton koşan 4 saat 25 dakika ile Amerikalı bir atletin Guinness rekoru kırdığını gördüm. İlginç gelmişti ve bu dönemde Decathlon mağazasını  gezerken kızım reyondaki ipleri gördü ve  “Baba bana ip atlamayı öğretir misin?” dedi. Kızıma, “Ben ip atlamayı bilmiyorum ki. İlk önce kendim öğreneyim sonra sana öğreteceğim” dedim. Daha sonra hem ben hem kızım ip alarak ikimizde ip atlamaya başladık.

4

İp atlamanın çok sağlam kardiyo antrenmanı olduğunu bildiğim için bazı antrenman koşularımı ip atlayarak yapmaya başladım. 5k ile ilk koşumu yaptım ve bitirmiştim.İlginç olan hiç yorulmamıştım. Ertesi gün 10km çıktım ve bitirmiştim ama çok takılıyor ve duruyordum. Ama kesinlikle bu durumu ilerletebileceğim fikri kafamda oluştu. Mesafeleri arttırdıkça özgüvenim de artıyordu. 5k derken 10k….15k…. Ve daha sonrada en uzun mesafe olan 21k antrenmanını ip atlayarak koşabiliyordum. Ama hiç takılmadan koşuyu tamamlamam gerekiyordu. Şu an için çok zordu. Hele ki rekor denemesi yapmak imkansızdı. Çünkü hem 42 km koşacağım için güç gerekiyor hem takılmamak için tam konsantre olmam gerek. Tabi ayrıca ipin kimseye takılmaması gerekiyor. Antrenmanlarda bir türlü bu konsantreyi yakalayamıyordum. Bu arada kızım da ip atlamayı öğrenmişti ve bana “Bak baba böyle atlayacaksın diyerek bana taktik veriyordu”.

5

Guinness rekorlar kitabına başvurmadan önce  kendimi denemem gerekiyordu. 2017 yılı Kasım ayındaki İstanbul Maratonunda 42k mesafeyi ip atlayarak koşmaya karar verdim. Ve sessiz sedasız maraton içinde ip atlayarak maratonu koştum. Su molalarında durmam ve bazı yerlerde ipin ayağıma takılması kafamda soru işaretleri bırakmadı değil ama tam konsantre ile bu durumun da üstesinden gelebileceğime emindim. Artık hedefim 2018 Runatolia Maratonunda bu rekoru kırmaktı.Yine bana bu dönemde yardımcı olan Koşu Dünyamızın ile Guinness temsilciliğine resmî başvurumuzu yaparak artık gerekli hazırlıkları maksimuma  çıkarmıştım.

6

Uzun mesafeler gidebiliyor ama hala takılmadan başaramıyordum. 20-25 km antrenmanlarında bir kez takılsa bile moralim bozuluyor  ve rekorun olmayacağını düşünüyordum. Ama olmalıydı çünkü başka şansım yoktu. Artık hedefi belirlemeliydim. Hedef: Runatolia! Runatolia yetkilileri ile konuşarak rekor denemesi için gerekli izinleri de alarak yarışa katıldım ve 3 saat 29 dakika 54 saniye ile artık “ip atlayarak en hızlı maraton koşan kişi” Dünya rekoru benimdi. Hiçkimseye takılmamıştım. Bir kez bile ip bana takılmadı ve 42 km koşmuştum.O duygu anlatılamaz ama çok şaşırdım mı? Hayır! Çünkü o duruma gelmek şansa değildi. Çok çalıştım ve inandım!

7

Bir mağazada gezerken gördüğünüz bir ipin bile hayatınıza nasıl dokunabileceğine dair kendime ait bir hikaye paylaştım. Kızıma ilerde belki de benle övüneceği hayatımıza dair bir anı bıraktım.

Bu başarımı sizlerle paylaşmama vesile olan Decathlon’a da teşekkürlerimi sunuyorum!

3.jpg

Bu yazımız değerli kullanıcımız Volkan Yıldız tarafından yazılmış olup, kendi izniyle yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.