Yazımıza yine kökten başlayalım mı? Ülkemizde her sene birden fazla Gran Fondo yarışı düzenleniyor. Marmaris, Çeşme, F1 pistinde gerçekleşen Marmara Gran Fondo bunların en önemli örnekleri. Peki “Gran Fondo” ne demek? Gran Fondo; İtalyanca “Gare di Fondo” yani “Mesafe yarışları” deyiminden gelir ve genellikle birden fazla parkur seçeneği sunularak farklı yarışçı profillerine hitap eder. Ve en kısa tanımıyla; amatör uzun yol bisikleti yarışlarına verilen adtır.

MTB tutkunu biri olarak bu sene gerçekleşen Çeşme Gran Fondo’ya katıldım ve ilk yol bisikleti yarışımı deneyimledim. Gelin bu sene düzenlenen Çeşme Gran Fondo’yu yakından inceleyelim.

gf
Görselin orijinali için tıklayın!

 

Çeşme Gran Fondo, sosyal sorumluluk amacı güden ve yarışın tüm geliriyle maddi durumu yetersiz ailelerin çocuklarına bisiklet hediye eden bir organizasyon. Düzenli olarak mtb yarış takvimi olan biri olarak, bir süredir yol bisikleti yarışı deneyimlemek istiyordum ve bu tarz bir sosyal sorumluluk kampanyası çerçevesinde düzenlenen Çeşme Gran Fondo’nun en doğru tercih olduğunu düşünerek kaydımı yaptım.

Bu sene dördüncüsü düzenlenen Çeşme Gran Fondo her sene Kasım ayının ilk hafta sonu gerçekleşiyor. Yarışmada 47 km ve 100 km olmak üzere iki farklı parkur seçeneği var. Parkurların detaylarına bakarsak:

47 KM:

630 m + tırmanış
25. km’de olmak üzere 1 adet check point (CP)
Check point’e varış zaman sınırı: 1 buçuk saat
Parkuru komple bitirme zaman sınırı: 3 saat 15 dk.
Start saati: 09:00

47
Görselin orijinali için tıklayın!

100 KM:

1320 m + tırmanış
25. , 54. ve 73. Km’de olmak üzere 3 adet check point
25. Km’deki cp’ye varış zaman sınırı: 1 buçuk saat
54. Km’deki cp’ye varış zaman sınırı: 3 saat
73. Km’deki cp’ye varış zaman sınırı: 4 saat
Parkuru komple bitirme zaman sınırı: 5 saat 30 dk.
Start saati: 08:00

100
Görselin orijinali için tıklayın!

Kaydınızı organizasyonun kendi sitesinden ufak ve ücretsiz bir üyelik işleminden sonra rahatlıkla yapabilirsiniz. Kayıt aşamasında sizden istenilenler; yarış bedeli, lisans ya da güncel tarihli bir sağlık raporu, muvafakatname. Bunlara ek olarak; organizasyon tarafından tüm katılımcılara verilen tişört için bedeninizi belirtmeniz isteniyor. Bu bilgilerden sonra organizasyonun havalimanından yarış alanına sizi ve bisikletinizi götürecek ve yarış sonrası yine havalimanına bırakacak shuttle araçlarına ücretsiz kaydınızı yapabilirsiniz. Konaklama konusunda da organizasyonun anlaşmalı otellerinde kalabileceğiniz gibi farklı bir yerde de kalabilirsiniz. Kayıt aşamasından sonra isminizi katılımcı listesinde görebilirsiniz.

Yarışın start ve finish noktası Çeşme Kalesi’nin önü. Start alanının hemen yanında ise birbirinden farklı bisiklet markalarının çadırlarından, uzman fizyoterapist ekiplerden oluşan terapi çadırına kadar harika bir fuar alanı var. Fuar alanında ayrıca, yarış günü özel eşyalarınızı size verilen yarış kiti içerisinde bulunda drop bag’a koyarak teslim edebileceğiniz organizasyona ait çadırlar mevcut. Yarış kiti demişken içeriğine bakalım isterseniz: yarışa özel tişört, bisikletinize ve formanıza takacağınız numaranızın yazdığı chipli kartlarınız ve çengelli iğneler, drop bag, parkurları detaylı anlatan bir broşür ve kumanya fişi. “Kumanya fişi nedir?” diye sordunuz sanki (: Kumanya fişiniz ile yarıştan sonra Çeşme’nin meşhur kumrusunu alabileceğiniz güzel bir tezgah var fuar alanında. Gerçekten yarış sonrası enfes oluyor.

Peki öncesi ve sonrasıyla Çeşme Gran Fondo benim için nasıl geçti… 2 Kasım Cumartesi sabahı İzmir’e uçtum. Bisikletimi taşıma çantasına tabiri caizse pamuklara sararak koydum ve her bisikletle uçuşumda olduğu gibi, hasarsız bir şekilde indiğim havalimanında kendisine kavuşmak üzere Sabiha Gökçen Havaalanında kendisiyle vedalaştık. Yaklaşık 1 saat 10 dk’lık bir uçuştan sonra İzmir’e indik ve bisikletimi sağ salim bir şekilde alarak çıkışa doğru yöneldim. Çıkış kapısı açılır açılmaz organizasyon görevlisi olan, gönüllü ve oldukça samimi, güleryüzlü bir arkadaş beni karşıladı. Shuttle hakkında beni bilgilendirerek beklemem gereken yeri gösterdi ve uçakla gelen diğer yarışçıları karşılamak üzere yine çıkış kapısının oraya gitti. İzmir’e iner inmez size kendinizi özel hissettiren, oldukça başarılı bir organizasyon olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. İkinci çıkış kapısının orada diğer yarışçılarla beraber aracımızı beklemeye başladık. Yaklaşık 15 dk sonra bizim için ayrı, bisikletleri taşımak için ayrı bir araç geldi. Organizasyonun anlaşmalı olduğu otellerde kalacak olan kişileri servis tek tek otelin kapısına kadar bırakıyor ve bisikletleri taşıyan araç da herkesin bisikletini otellerine kadar getiriyor. Şayet anlaşmalı oteller haricinde bir yerde kalacaksanız bisikletiniz fuar alanına geliyor ve size teslim ediliyor.

Fuar alanında bisikletimin gelmesini beklerken Çeşme Belediyesi’nin organizasyon için açtığı ana binasına giderek muvafakatnameyi imzalayıp kaydımın son aşamasını gerçekleştirdim ve kitimi aldım.

IMG-20191102-WA0008.jpeg

Henüz bisikletim gelmediği için fuar alanında biraz gezdim. Birbirinden farklı markaların birbirinden iddialı bisikletleri, rengarenk formalar, yedek parçalar, aksesuarlar, bisiklet dergileri, terapi çadırı… Tek kelimeyle eşsiz bir ortam vardı.

Nihayet bisikletlerimiz geldi. Direkt otelime gidip bisikleti çantadan çıkarıp kurmak istiyordum. Yaklaşık 500 m yürüme mesafesinden sonra otele vardım ve odama yerleştim. Bisikletimi kurdum, chip kartımı sele borusuna taktım ve son dokunuşları yaptıktan sonra yarışa hazır hale getirdim velespitimi. Sıra geldi kendime… Hiç zaman kaybetmeden yarış günü giyeceğim forma ve tayttan, jellerime, yedek iç lastiğime kadar her şeyi hazırladım. Uçak saatim sabahın ilk saatlerinde olduğu için uykusuzdum ama gündüz uyuyup gece uykumu manipüle etmektense fuar alanını detaylı gezmek, yemek yemek, teknik toplantıya katılmak üzere dışarı çıktım. Yarıştan bir gün önce fun ride adında yaklaşık 10 km’lik bir sürüş yapılıyordu ama kendi programımı yapmak istediğim için katılmadım.

Teknik toplantı akşam 17:30’da ve yaklaşık 1 saat sürüyor. Toplantı saatine kadar fuar alanını detaylı bir şekilde gezdim, birkaç tanıdık sima ile kahve&sohbet ve ardından 8 km’lik kendi fun ride’mı gerçekleştirdim. Yarıştan 1 gün önce bacakları açmak, 8-10 km pedallamak gerçekten yarışta performansınızı arttıran bir durum. Bacakları açtıktan sonra teknik toplantının yapılacağı yere gittim. Yarışa ilk kez katılıyor olun ya da her sene katılmış olun bu toplantılar çok önemli. Parkurun tüm detaylarının, bir değişiklik var ise bu değişikliklerin, check point ve yarışın genel kurallarının detaylı bir şekilde anlatıldığı, soru-cevap kısmında kafanıza takılan her türlü soruyu sorabileceğiniz gayet verimli geçen bir toplantı. Kısa ve uzun parkurun toplantıları ayrı ayrı düzenlenmekte olduğunu belirteyim.

IMG_20191102_164515.jpg

Toplantı sonrası karbonhidrat odaklı bir akşam yemeği yiyerek, 21:00 olmadan kafamı yastığa koydum. Uzun parkur 08:00’de, kısa parkur ise 09:00’da start alıyor. Yarıştan 2 saat öncesine kadar tüm yeme-içme işlemlerini bitirmelisiniz. Yoksa o yedikleriniz yokuşlarda yarışa kanalize olmanızı itina ile engeller. Saat 07:10’da tüm yeme-içme işlemlerimi bitirdim. Kararında bir kahvaltıdan sonra son olarak elektrolit içeceğimi içerek karbonhidrat depolarımı doldurdum ve odamda kısa bir süre geçirdikten sonra 08:10 sularında start noktasına gittim.

Yarış öncesi 2-3 km daha sürerek hem sabahın ayazını hissetmemeye çalıştım hem de kaslarımı ısıttım. Bugüne kadar birçok kez mtb yarışlarına katıldım ama yol bisikleti yarışı olarak bu ilk tecrübemde start noktasının önlerinde durmaktansa arkalarda start almayı tercih ettim. Çünkü ilk tecrübenizde önlerde start almanız riskli olabilir. Artık kısa parkurun startına dakikalar kalmıştı. Sol spd’mi kilitledim ve geriye saymaya başladım. Saat tam 09:00’da start verildi. Bu yarışta neutral start veriliyor. “Nuetral start nedir?” derseniz: neutral startlarda yarış hakeminin içinde olduğu araç yaklaşık 1,5 km grubun önünde gider ve bu 1,5 km boyunca aracı geçmek yasaktır. 1,5 km’nin sonunda hakem start bayrağını sallayarak yarışın başladığını belirtir ve hızla gruptan uzaklaşır.

hakem
Görselin orijinali için tıklayın!

“Nuetral start’ın amacı nedir?” derseniz; Start noktasında bulunan tak’ın altından herkesin geçerek tüm yarışçıların parkura dahil olduğunu garantilemek ve yarışın ilk dakikalarında belli bir düzeni oluşturarak olası kazaları önlemek olarak belirtebilirim. Yarış boyunca olası bir sağlık probleminde hemen müdahele için ambulanslar hazır bir şekilde yarışmacılara grubun en arkasından eşlik ediyor.

amb.jpg
Görselin orijinali için tıklayın!

Ambulanslarla beraber grubun en arkasında bir de süpürge aracı var. Bu araç sonda kalanların gruptan çok kopmamalarını sağlarken, belirtilen sürelerde cp’de olamayan yarışçıları ve herhangi bir diskalifiye ya da yarışı bırakma durumunda yarışçıları toplama sorumluluğuna sahip. Ayrıca yarışmacıların arasında güzel kareler yakalamaya çalışan motorlu fotoğrafçılarla beraber havadaki drone’lar da yarışı unutulmaz kılmak için kayıt halinde uçuyor.

foto
Görselin orijinali için tıklayın!

Bu sene Türkiye’de bir ilk yaşanarak yarışın canlı yayını da Çeşme Gran Fondo Youtube kanalından yayınlandı. Yarışı sunan isimler ise Tour De France veya Giro gibi dünyanın en prestijli bisiklet yarışlarını Eurosport aracılığıyla bizlere anlatan tanıdık seslerdi: Sarper Günsal ve Berkem Ceylan.

Hakem aracı startı verdikten sonra bir süre grup beraber pedallıyor fakat yaklaşık 15 dk sonra kopmalar başlıyor. Kopmalara başlayana kadar, grup sürüşünde çok dikkatli olmanız gerekiyor. Çünkü hiç tanımadığınız kişilerle dipdibe sürüyorsunuz ve önde oluşabilecek bir kaza domino taşı gibi arkadaki herkesi etkiliyor. O yüzden temastan uzak, kontrollü bir şekilde ilerlemeniz çok önemli. Özellikle ilk yol bisikleti yarışınız ise. Kopmalar başladıktan sonra çok daha rahat bir şekilde sürmeye başlıyorsunuz. Artık kendi limitlerinizi zorlayabilir, finish noktasına doğru var gücünüzle gidebilirsiniz.

Kısa parkurda yukarıda da değindiğim gibi toplam 630 m’lik hiç zorlamayan bir tırmanış var. Yaklaşık 15. Km’de yokuşların eğimi artmaya başlıyor ve 25. Km’deki ilk check point size merhaba diyor.

cp.jpeg
Görselin orijinali için tıklayın!

Tam antrenmalı olduğumu söyleyemem ama düzenli bisiklete binen, senelik 4-5 yarıştan oluşan bir takvimi olan bir mtb’ci olduğum için bu yokuşlarda zorlanmadım. Cp’ye geldiğinizde görevlinin saati 10:31 ise diskalifiye oluyorsunuz. Çünkü 1 buçuk saatte cp’ye ulaşmış olmanız gerekiyor. Burada önemle üzerinde durmak istediğim şey; baz alınan yarışmacının kendi saati değil, organizasyon görevlisinin saati. Ve burada uymanız gereken bazı kurallar var. Cp’ye geldiğinizde limon, su, maden suyu, tahin helvası gibi atıştırmalıkların olduğu birkaç tane masa var. Bu masalardan istediğiniz, ihtiyacınız olan takviyeyi almakta özgürsünüz. Fakat masanın önünde durup, şahsınıza ayrılan bir masa gibi davranmanız diğer yarışçılara yapılmış büyük bir kabalık. Cp’ye vardığımda maalesef gördüğüm manzara bu şekildeydi. 3-4 kişi bisikletleriyle beraber masayı kapatmışlar ve piknik havasında yiyip içiyorlardı. Maalesef organizasyon görevlileri de müdahele etmiyordu. Oysa teknik toplantıda bu konuda hassas olunması istenmişti. Suluklarım dolu, kendi bar ve jelim olduğu için cp’de durmadan non-stop devam ettim fakat o etik dışı görüntü biraz üzücüydü.

Kısa parkurdaki bu ilk ve son cp’den sonra parkur oldukça güzelleşiyor ve harika tırmanışlar sizi bekliyor. Ve bu tırmanışların sonundaki eşsiz Ege manzarası size eşlik etmeye başlıyor.

tır.jpg
Görselin orijinali için tıklayın!

Parkur ilk başlarda sıcak asfalt ile başlıyor ve 4.km ile birlikte 1200 m uzunluğunda parke taşlı yola dönüyor. Burada gidon hakimiyeti ve vazgallar çok önemli. Organizasyon tarafından vazgallar sac tellerle kapatılıyor ama siz yine de çok dikkat etmelisiniz. Çünkü lastikleriniz mtb lastiği değil, yol/yarış lastiği. 47 km’lik kısa parkurun 29 km’si sıcak asflattan oluşuyor. Kalan kısım soğuk asfalt şeklinde. Maksimum eğim ise %15 civarında. Parkur boyunca dikkat  etmeniz gereken oldukça dik birkaç iniş var ve bunlara ek olarak muz kabukları, jel çöpleri çok riskli. Maalesef her yarışta bazı yarışçılar yarış sırasında tükettiği gıdaların çöplerini yola atıyor. Bu sorumsuz davranış arkadan gelenler için ciddi risk oluşturmakta. O yüzden bu çöplerin üzerinden geçmemeye dikkat edin.

Kısa parkurun sonlarına doğru yaklaşırken kısa ve uzun parkurları ayırt etmenizi sağlayan levhalar görünmeye başlıyor. Çünkü geçtiğimiz senelerde katılan yarışçılardan öğrendiğimiz kadarıyla bu levhaların yokluğundan dolayı yolu karıştıran ve dönüşlerde kaza riski yaratan bisikletçiler olmuş. Bu yarışa ilk katılışım ve bu sene bu yönlendirmeler oldukça başarılıydı. Ki zaten teknik toplantıda hepsinin üzerinde duruldu.

Katıldığınız yarış ister mtb olsun, ister yol bisikleti yarışı taktik geliştirmeniz ve limitlerinizi bilmeniz çok ama çok önemli. Gücünüzü nerede en üst seviyede kullanacaksınız, nerede nabzınızı düzenleyeceksiniz, nerede atak yapacaksınız bunları belirlemeniz gerekir. Hatta yanınıza aldığınız bar veya jelleri yarışın kaçıncı km’sinde kullanacağınızı belirlemeniz dahi performansınızı olumlu yönde etkileyecektir. Ben yarışa girmeden önce elektrolit tozu içerek karbonhidrat depolarımı doldurdum. Kahvaltımda ise 2 yumurta, beyaz peynir, zeytin ve bir dilim ekmeğe sürülmüş tereyağ ile incir reçeline eşlik eden 2 bardak çay vardı. Yarışın 25. Km’sinde ilk karbonhidrat jelimi kullandım (çöpümü ise cebime koydum) Bisikletimde 2 suluk taşıdığım için 750 ml olanda su, 500 ml olanda ise yine elektrolit içerikli su vardı. Ağzımın kurumasını, susamayı beklemeden yudum yudum her ikisini de yarış boyunca dengeli bir şekilde tükettim. Ek olarak bir de enerji barı vardı yanımda ama kullanma ihtiyacı duymadım. Unutmayın, yarıştan 1 gün önceki akşam yemeği ve yarış günü kahvaltı çok ama çok önemli.

Yarış sonlandığında her yarışta olduğu gibi mutluluk hormanlarınız ivme kazanıyor. Tarihi Çeşme Kalesi’nin yanındaki finish alanında finisher madalyanızı vermek ve bisikletinizdeki chip kartınızı almak için görevliler sizleri bekliyor. Tüm bisiklet yarışlarında finish alanına girerken çok dikkatli olun çünkü alana girerken hız yüksektir. Bilhassa grup olarak finishe yaklaşıyorsanız. Finish alanındaki insan kalabalığı, sizden önce finishe varmış ve henüz ilerlememiş yarışçılar ve beraberinizde finishe giren bisikletçiler zaman zaman alanda kaosa sebebiyet verebiliyorlar. O yüzden dikkat!

Finish’den sonra… Yarışı herhangi bir teknik problem yaşamadan tamamladıktan sonra madalyamı aldım ve direkt fizyoterapistlerin olduğu çadıra girerek sıraya girdim. Kaslarınızın toparlanma sürecini kolaylaştırmak ve hızlandırmak için performans sonrası protein odaklı beslenme ve fizyoterapi çok önemli. Kalabalık bir organizasyon olduğu için biraz sıra vardı ama gerçekten beklememe değdi. Profesyonel fizyoterapistlerin tabiri caizse sihirli dokunuşları gerçekten işe yarıyor. Özellikle ağrıyan bir bölgeniz varsa belirtip size ona göre terapi yapabiliyorlar. Şüphesiz, organizasyonun en büyük nimetlerinden.

Terapi bekleme sırasında protein sütümü içip, protein barımı yiyerek performans sonrası 20 dk içerisinde alınması gereken protein miktarını aldım ve terapiden sonra sıra kumruya geldi. Kumanya fişinizle kumrunuzu alıp yarışı bitirmenin tadını çıkartın. Kumrudan sonra bazı yarışçılar recovery kahvelerini yudumlarken, kimileri de deniz kenarında recovery biralarını yudumluyordu. Ben kahve tercih edenlerdenim (:

IMG_20191104_191616_619.jpg

Sıra geldi kürsü sahiplerini ödüllendirmeye. Yarışın her 2 parkurunda da kategoriler aşağıdaki gibi:

Erkek

– Genç Erkek (16-18)
– Elit Erkek (19-34)
– Master Erkek (35-39)
– Master Erkek (40-44)
– Master Erkek (45-49)
– Master Erkek (50-54)
– Master Erkek (55-59)
– Master Erkek (60-64)
– Master Erkek (65+)
– Genel Klasman – Erkek

Kadın

– Genç Kadın (16-18)
– Elit Kadın (19-34)
– Master Kadın (35-39)
– Master Kadın (40-44)
– Master Kadın (45-49)
– Master Kadın (50-54)
– Master Kadın (55-59)
– Master Kadın (60-64)
– Master Kadın (65+)
– Genel Klasman – Kadın

Ve elbette paralimpik sporcularımızda kürsüdeki yerlerini aldılar. Yarışmada takım sıralamasının olmadığını belirteyim.

Evet bir MTB’ci olarak ilk yol yarış tecrübemi yaşadım. Gözlemlerim yol ve mtb camiasının oldukça farklı olduğu yönünde. Yol yarışında adeta formalarıyla dahi birbirine meydan okuyan pedalşörler var (: Ve katılım olarak daha çok kişiye hitap ediyor. Bunun en büyük iki sebebi, ülkemizde yol bisikleti yarışlarının marketing kısmına daha fazla ağırlık vermesi, diğeri ise; yol bisikleti kullanım alanı mtb’ye göre çok daha geniş ve ulaşılabilir olduğu için yol bisikletçisi sayısı çok daha fazla. Bunun sonucu olarak bu sene yaklaşık 1400 kişi yarışa katıldı. Ki aynı tarihte Iron Man ve Avrasya Maratonu olduğunu düşünürsek ne denli yüksek rağbet gördüğünü anlayabiliriz.

Özel organizasyonların mtb yarışlarına baktığımızda 10-15 km arası değişmekte parkur uzunlukları. Bugüne kadar katıldığım en uzun mtb yarışı 30 km ile 2018 Aralık ayında gerçekleşen Longest Night idi. Fakat çok net söyleyebilirim ki; 10-15 km mtb’nin verdiği tatmin duygusu ve adrenalin 47 km’lik bu yol yarışında yoktu. Ama yine de Çeşme’nin eşsiz coğrafyasında pedal çevirmek, zaman zaman rüzgarına direnmek, zaman zaman ise rüzgarını arkana alıp hızlanmak ve en önemlisi bu anlamlı sosyal sorumluluk projesinin bir parçası olmak ve farklı bir kulvarda yarış koşmanın tadı çok güzeldi.

Bu organizasyonda emeği geçen herkese sonsuz teşekkür ederken, 2020’deki 5. Gran Fondo’yu beklemeye şimdiden başladım (:

Bu yazımız Ritim İstanbul AVM Decathlon Mağazası Bisiklet Spor-Takım Lideri ve Blog İçerik Sorumlusu Efe Subaşı tarafından yazılmıştır 🙂  Efe’nin diğer yazılarına buradan ulaşabilirsiniz!

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.