Yunanca kökene sahip olan triatlon sözcüğü, “üç” anlamına gelen “treis” ile “yarışma” anlamına gelen “athlos” kelimelerinin birleşiminden oluşur. Yüzme, bisiklet ve koşuyu bir araya getiren, dayanıklılıkla mental gücün de ön plana çıktığı triatlon, 2000 Sidney Olimpiyatları’ndan bu yana olimpik sporlar arasında yer alır. Modern triatlonda önce yüzme bölümü gerçekleştirilir, ardından T1 olarak adlandırılan transfer bölümünde bisikletlere geçip uzun bisiklet parkuru tamamlanır ve son olarak da T2 bölgesinde bisiklet bırakılıp koşuya geçilir. T1’de bisiklet alınırken bisiklet ayakkabısı ve kask takılır, T2’de ise bisiklet ekipmanları çıkarılır ve ayakkabı, koşu ayakkabısıyla değiştirilir. T1 ve T2’de harcanan zaman da toplam zamanın içerisinde olduğu için sporcuların amaçlarından biri de branş değişimlerini en hızlı şekilde gerçekleştirmektir. Triatlet adı verilen triatlon sporcuları, üç branşta da başarılı olsalar bile genellikle yüzme, bisiklet veya koşu dallarından birinde esas farkı yaratırlar ve avantaj elde ederler. Yani iyi bir triatlet, üç branşı da çok iyi şekilde yapıp bir tanesini ise “en iyi” seviyeye çekmek zorundadır.

Dünyada Triatlonun Doğuşu ve Gelişimi

Dünyada triatlonun temelleri, 1901’de kayıtlara geçen ve “üç spor” anlamına gelen “Les trois sports” organizasyonuyla Fransa’da atıldı. Ancak o dönemde yapılan triatlon ile modern triatlon ile arasında farklar vardı. İlk triatlon uygulamalarında bisiklet ve koşunun yanında yüzme yerine kano yer alıyordu. 1921’de ise günümüzde de devam eden yüzme-bisiklet-koşu üçlemesi ilk kez uygulandı. Triatlon bu dönemde yeni yeni şekillendiği için parkurların mesafeleri de alıştığımız düzenin ötesindeydi. 3 kilometrelik koşu ve sadece 12 kilometrelik çok kısa bir bisiklet parkurunun ardından Marne Nehri’nin yüzerek geçilmesiyle parkur tamamlanıyordu ve branş geçişleri arasında bir dinlenme bölümü yer almıyordu. 1920’lerde birçok Fransız şehri, farklı parkur uzunluklarındaki “üç spor” organizasyonlarına ev sahipliği yaptı. Uzun süre belirli bir standardı olmayan triatlon, modern haline ise 25 Eylül 1974’te Kaliforniya’da düzenlenen organizasyonla kavuştu. 4.8 km’lik koşunun ardından Fiesta Adası’nın çevresi iki kez dönülerek 8 km’lik bir bisiklet parkuru geçildi ve son olarak adadan ana karaya yüzülerek organizasyon tamamlandı.

Avrupa’da ise modern triatlon ilk kez 1980’de Plzen’de gerçekleştirildi. Plzen’in hemen ardından Hollanda, Belçika, Batı Almanya gibi ülkelere de sıçrayan spor dalı, popülaritesini hızla artırmaya başladı. 1982’de Fransa’da düzenlenen Nice Triatlonu ise o döneme kadarki tüm organizasyonların en zorlusu olarak kayıtlara geçti. 1.5 km’lik yüzmenin ardından 100 km’lik bisiklet parkurunu maraton mesafesindeki koşu takip etti. Nice şehrini kasıp kavuran organizasyon, ABD’yi etkilemekte de geç kalmadı ve Hawaii’de de benzer parkurlarda organizasyonlar düzenlendi. 1985’te uluslararası düzeyde ilk yapı doğdu ve Avrupa Triatlon Birliği (ETU) kuruldu. ETU’nun kurulması da gelecekte dünya çapında bir federasyon kurulmasının önünü açtı. ETU kurulmadan önce Fransızların uyguladığı zorlu parkur, bir standart olarak kabul edildi. Tarihler Şubat 1989’u gösterdiğinde ise Kanada’da Vancouver’da Uluslararası Triatlon Birliği (ITU) kuruldu ve triatlon tüm dünyada gerçek bir kimlik kazandı. 1994’te olimpik programa alınan triatlon, 2000’de Sidney Olimpiyatları ile ilk kez olimpiyat oyunlarına adım attı. Her geçen yıl popülaritesini artıran triatlon, günümüzde Avrupa’da futbolun ardından en çok lisanslı sporcuya sahip spor dalı haline geldi. Türkiye’de Triatlon Triatlonun Avrupa’ya sıçramasının ardından Türkiye’deki ilk resmi deneme 1988’de Eskişehir’de Nihat Aydın tarafından gerçekleştirildi. Aydın; 1.5 km yüzme, 40 km bisiklet ve 10 km koşudan oluşan olimpik standartları 3 saatin sadece birkaç saniye altında, 2 saat 59 dakika 43 saniye ile tamamladı. Nihat Aydın, Türk triatlon tarihindeki ilk triatlet olurken 1990’lı yıllarla birlikte triatlon ülkemizde de yaygınlaşmaya başladı. 17 Ekim 1991’de Alanya’da ilk uluslararası triatlon organizasyonunun gerçekleştirilmesi önemli bir dönüm noktası oldu ve organizasyon günümüze kadar devam etti.

Daha popüler bir hale gelmesi için 1994’te Türkiye Bisiklet Federasyonu bünyesine alınan spor, 2001’de ise kendi bağımsız federasyonuna kavuştu. 19 Aralık 2001’de Halil Kılıçoğlu tarafından kurulan Türkiye Triatlon Federasyonu (TTF) sporun Türkiye’deki tarihinde en önemli adımlardan biri oldu. 50 lisanslı sporcuyla kurulan federasyona ilk yılında beş kulüp kaydoldu. İlerleyen yıllarda lisanslı sporcu ve kulüp sayılarının artış göstermesiyle birlikte organizasyonlar tüm ülkeye yayıldı. Triatlonun tüm ülkede benimsenmeye başlamasıyla birlikte federasyon tarafından Alanya, Marmaris, Köyceğiz, Erdek, Sapanca, Elazığ, Ahlat, Eğirdir, Kütahya Çeşme, Sinop ve İstanbul’da organizasyonlar düzenlenmeye başladı. Amatör sporcuların ve profesyonellerle birlikte katılabildikleri bu tip organizasyonların yanı sıra ülkemizde Üniversiteler Arası Dünya Şampiyonası, Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonası, Avrupa Kupası, Balkan Şampiyonası gibi birçok uluslararası organizasyon düzenlendi ve triatlon tüm Türkiye’de tanınan bir spor haline geldi. Türkiye Triatlon Federasyonu sporu tüm ülkeye yayma projesi kapsamında Sakarya, Dursunbey, Gelibolu, Avşa Adası, Eğirdir, Kuşadası ve Yenişehir gibi bölgelerde de puanlı ulusal şampiyonalar düzenleyerek sporu her yıl daha geniş kitlelere ulaştırıyor. Triatlondaki Kategoriler, Kurallar ve Yasaklar Her branşın kendine özgü kurallarının olduğu triatlonda yaş grupları da federasyon tarafından belirlenmiştir. Hem kadınlarda hem de erkeklerde 20-24, 25-29, 30-34 şeklinde beşer yaş grubunu kapsayacak şekilde 74-70 yaşa kadar yaş kategorileri bulunur. Mesafeler ise sprint, standart, orta ve uzun olarak dörde ayrılır:

  • Sprint: 750 m yüzme-20 km bisiklet-5 km koşu
  • Standart: 1500 m yüzme-40 km bisiklet-10 km koşu
  • Orta: 1900 m yüzme-90 km bisiklet-21.1 km koşu
  • Uzun: 3800 m yüzme-180 km bisiklet-42.2 km koşu

Atletizmdeki dekatlon, pentatlon ve heptatlon branşlarında sporcular, her branşta ayrı ayrı yarışıp toplam puana göre derece alırken triatlonda dereceler toplam süreye göre belirlenir. Bu yüzden triatlon, hem zorluk hem de kural ve düzen olarak bağlı olduğu sporlardan farklılık gösterir. Triatlonun üç branşında uyulması gereken temel kurallar şu şekilde sıralanabilir:

Yüzme

  • Yüzmede ilk kural parkuru tamamlayıp karaya çıkıldığı anda değişim alanında bisiklet için hazırlanmaktır. Değişim alanı dışında bisiklet ayakkabısının ve kaskın takılmasına izin verilmez, alandan bisikletiyle çıkan sporcular, yarışa devam edebilir.
  • Yüzme yarışları göl, deniz, debisi az nehirler, büyük kanallar ve havuzlarda gerçekleştirilir. Suya giriş ve çıkış noktaları da sporcuların yığılmasını ve birbirlerine müdahale etmesini engellemek için geniş tutulur.
  • Rakip sporcuyu parkurun dışına itmek, sudan çıkışta değişim alanına gidişinde müdahalede bulunmak yasaktır. Herhangi bir kasıtlı temas halinde hakemler devreye girip sporcuları diskalifiye etme hakkına sahiptir.
  • Her sporcunun uyması gereken diğer kurallar ise organizasyonun verdiği boneleri takmak, yarış numaralarını kol ve bacaklarına yazmaktır. Numarası gözükmeyen ve bone takmayan sporcular için de yine diskalifiyeye varan yaptırımlar uygulanabilir. Sporcuların haksız avantaj sağlayan ve profesyonel yüzmede de yasaklanan teknolojik mayoları kullanmaları yasaktır.

Bisiklet

  • Bisiklet yarışlarında kural listesinin başında kask takmak gelir. Dünyada tüm amatör ve profesyonel bisiklet yarışlarında kask takma zorunluluğu bulunduğu için kasksız bir sporcu doğrudan diskalifiye edilir. Aynı zamanda sporcular, bisiklete geçerken kendilerine daha önce verilmiş olan numaraları değişim alanında sırtlarına takmak zorundadır.
  • Bisikletleriyle birlikte değişim alanından yürüyerek çıkan sporcular, alandan çıkışla beraber bisikletlerine binerler. Alandan bisiklete binerek çıkmak da ceza gerektiren hareketler arasındadır.
  • Bisiklet yarışlarında zamana karşı etaplarda uygulanan kural, triatlonda da geçerlidir ve bir öndeki sporcuyu yakından takip etmek yasaktır. Rakibin rüzgar kanalına girip enerji tasarrufu yapmayı sağlayan drafting için kural 10 metredir. Bir sporcu, bisiklet üzerinde diğerine 10 metreden fazla yaklaşamaz. Eğer hakemler bunu fark ederse rakibi geçmesi veya 10 metre mesafeye gerilemesi için sporcuyu uyarır. İlk uyarının ardından tekrar ihlal gerçekleşirse 1 dakikalık bekleme cezası verilir. Bisiklet gibi hızın ve ritmin çok önemli olduğu bir branşta 1 dakikalık ceza, yarışı kaybetmeye sebep olabilecek bir dezavantajdır.

Koşu

  • Koşu yarışlarında da değişim bölgesine girmek zorunludur. Her sporcu, değişim bölgesine bisikletini, kaskını ve bisiklet ayakkabısını bırakıp koşu ayakkabısını giyerek yola devam eder. Organizasyona bağlı olarak değişim bölgesi, yüzmeden bisiklete geçilen bölgeyle aynı yerde de olabilir.
  • Yüzmede vücuda yazılan, bisiklette ise sırta takılan numaralar koşuda ise sporcuların göğsünde yer alır.
  • Koşuda sporculara dışarıdan hiçbir destek sağlanamaz, standart bir atletizm yarışındaki gibi koşu kuralları geçerlidir. Çok sıcak veya nemli havalarda resmi serinleme istasyonlarında su ve yiyecek desteği verilebilir. Eğer resmi alanlar dışından su ve yiyecek takviyesi belirlenirse sporcular ceza alır.

Üç branşta da uyulması gereken kurallar yeni başlayanlar tarafından sık sık unutulabileceği için hakemler ya da görevliler, yarış anında ve değişim alanında sporcuları kurallar hakkında bilgilendirir ve değişim alanlarının çıkışında kontrol ederler.

Triatlon Kıyafetleri ve Aksesuarları

Triatlonda sporcular tek bir kıyafet kullanır. Değişim alanlarında mayo, şort, tişört gibi kıyafet değişimlerine izin verilmez. Triatlon mayoları; yüzme, bisiklet ve koşuda kullanılmak üzere tasarlanmıştır. Profesyonel yüzmede 2000’lerin sonunda ortaya çıkan ve haksız avantaj sağlayan, tekstil ürünü olmayan teknolojik mayoların kullanımı yasaktır. Triatlonda da aynı mayoların kullanımı haksız rekabeti önlemek amacıyla yasaklanmıştır. Triatlon mayosunun tekstil ürünü olması gerekir. Soğuk sularda bir istisna uygulanır ve vücut ısısının korunmasını sağlayan wetsuit kullanımına izin verilir. Ancak bu uygulamada da kullanılan kıyafetin yine tekstil mayo olması şartı aranır.

Yüzmede bone organizasyon tarafından verilse de sporcular kendi bonelerini kullanabilirler. Yüzmenin olmazsa olmaz diğer aksesuarı da gözlüktür. Yüzücü gözlüğü, gözü korumanın yanı sıra diğer sporcuları görüp çevreyi korumayı sağlayacağı için buğulanma önleyici özellikte olmalıdır.

Bisiklette ise ayakkabının belirli bir standardı olmasa da sporcular daha iyi performans sergilemek için kilitli pedal kullanır. Kilitli pedal, aynı güçle daha hızlı ilerlemeye yardımcı olacağı için kullanılır. Bisiklet kaskı güvenlik nedeniyle zorunlu olduğundan koruma seviyesi en yüksek kasklara yönelmek gerekir. Bisiklette kask ve kilitli ayakkabının yanında eldiven de sporcunun konforunu ve gidon kontrolünü sağlar. Ayrıca kolları gidonun ortasına dayayıp bisiklete aerodinamik bir pozisyonda uzanmak için triatlon barı da tercih edilebilir.

Koşuda ise ter tutmayan ve konforlu bir koşu ayakkabısı ilk sırada gelir. Elde şişe taşıma imkanı olmayacağı için suluk görevi gören yelekler özellikle sıcak havalarda sıklıkla tercih edilir. Yüze akan teri silmek için bir bileklik ve saçtan gelen teri korumak için saç/kafa bantları kullanılabilir. Triatletler, konfor ve yarış içinde kolaylık sağlayan, öte yandan haksız avantaj yaratmayan tüm standart aksesuarları kullanabilir.

Fiziksel olduğu kadar mental gücün de çok önemli olduğu triatlon sporuna başlarken kuralları ve yasaklı ekipmanları gözden geçirmeyi hiçbir zaman ihmal etmeyin ve yarışacağınız parkura mutlaka yarış öncesi göz atın.

Sporla kalın!

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.