8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü… 8 Mart 1917’de Sovyet Rusya’da kadınların oy hakkı kazanmasıyla beraber 8 Mart o coğrafyada ulusal bayram olarak kabul edildi. 1975 yılında BM’nin 8 Mart tarihini ve anlamını kabul etmesiyle beraber, o güne kadar belirli bir ideolojik kitleye hitap eden bu gün, tüm Dünya’da artık “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başladı.

Kadınların toplumsal hayata dahil olması, toplum içerisinde sosyo-ekonomik alanda daha etkin rol oynamaları, sosyal bilincin geliştirilmesi mesajlarını taşıyan 8 Mart, aslında günümüzde sanıldığından çok daha büyük ve önemli bir gün.

Konumuz elbette 8 Mart’ın tarihi değil. Sadece ufak bir giriş yapalım dedim (: O yüzden günümüze gelelim, 8 Mart 2020’ye! Bu özel günde, çalışanlarının %42’si kadın olan bir şirket olarak, Ülke Tenis Spor Liderimiz Aslı Kocabay ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlar, daha aydınlık 8 Mart’lar dileriz!


Klasik ama önemli bir soruyla başlayalım mı? İlk olarak sporla tanışmandan biraz bahseder misin? Ve tenis sporuyla ilk tanışman nasıl oldu?

Sporla ilk tanışmam açıkcası bale ile oldu. Annemin isteğiyle bale ile tanıştım ve benim için 6 yıl sürdü.

Ben Mersin’liyim ve Mersin’de nereye bakarsanız bakın her yerde tenis kortu görebilirsiniz ve ister istemez tenis sporuna yakın olmaya başlıyorsunuz. Tenise 14 yaşında başladım. Annem ögretmen ve çok yakın öğretmen bir arkadaşı tenis antrenörlüğü yapıyordu. Anadolu lisesini kazandığım sene, annem beni elimden tuttu arkadaşının yanına götürüp “Aslı’yı tenise başlatalım” demesiyle ilk raketimi hocamdan teslim aldım. Benimle beraber erkek kardeşim de tenise başlamış oldu. O günden beri tenis hayatımda hep var oldu.

İlk tenise başladığında motivasyon kaynağın neydi? Ve uzun vadeli planların hiç oldu mu? Kısacası bugünkü noktaya geleceğini hiç tahmin eder miydin?

İlk tenise başladığımda motivasyon kaynağım sadece eğlenceydi. Kardeşimle, her hafta sonu düzenli korta gidip oynuyorduk. İstanbul’a taşınana kadar hiç uzun vadeli planım olmamıştı. Şimdiyse; 35+ Kadın Milli Takımında olmak gibi bir arzum var.

Açıkcası ben kendimi hiç olduğum yerde hayal etmezdim. Hem iş, hem spor, hem özel hayatımın %90’ı tenis ve bunu hiç hayal etmedim. (:

İdolün hiç oldu mu? Kendine örnek aldığın, senin için rol model olan bir tenisçi… Ve neden o isim?

Evet idolüm oldu. Bütün duvarlarım Martina Hingis fotografları ile doluydu. Neden Martina? Çünkü samimi, güleryüzlü, hırslı ve güzel bir kadındı. O tenis oynarken hep hayal ederdim, “keşke ben de oynayabilsem” derdim.

Ailende sporcu profiller var mı?

Ailemde sporcu yok açıkcası. Dediğim gibi tenise kardeşimle aynı zamanda başladık. Annem eskiden masa tenisi oynarmış. Her ne kadar sporcu bir aile üyesi olmasada sporu seven bir ailede olmakta bence büyük bir şans.

Türkiye’de tenisi nerede görüyorsun? Bilhassa Avrupa ve Amerika ile kıyasladığımızda…

Çok üzülerek söylüyorum; Türkiye’de teniste iyi yerlere gelmek yani Grand Slam’lerde ilk 50’de Türk isimlerini görmek için çok daha fazla yol katetmemiz lazım. Ki oralarla karşılaştırdığımızda önümüzde daha çok yol var.

Ama bir kaç yıl öncesi ile karşılaştırdığımızda çok ciddi bir yol aldık ve almaya devam ediyoruz. Lisanslı oyuncumuz her geçen gün artıyor, tenis artık zengin sporu olmaktan çıkıyor. İnsanlardan artık “evet tenise başlamak istiyorum” diye duyuyorum.

Tenisin daha da çok gelişmesini istiyorsak, spor altyapı yatırımlarının sadece futbol ve basketbol’a değil, tenise de yönelmesi gerekmekte. Tv’lerde daha fazla karşımıza çıkması, kortlarımızın artması bu amaç uğruna alınabilecek en etkili aksiyonlar.

Novak Djokovic ve Ana Ivanovic gibi porfilleri yetiştiren Balkan ülkelerinin spora bakış açısı bizim ülkemizden ne kadar farklı?

Bir kere öncelike DİSİPLİN. Biz de maalesef kaliteli antrenör yok. Bahsettiğim şey; artık bir çocuğu başından sonuna kadar yetiştirip eğitmek. Artık herkes rant peşinde. Ben kimsenin destek vererek daha fazla zaman harcayarak bir tenisciyi yetiştirdiğini, bı sporda istekli, azimli bir genç üzerinde durduğunu göremedim. Hep sponsorlara ihtiyaç var maalesef.

Ve bizim oyuncularımız da bunu bildiklerinden dolayı 14 yaşından sonra maalesef iyi sporcu yetiştiremiyoruz. Önemli olan süreklilik. Bizde çok iyi çocuklar var evet ama onların elinden tutan antrenörler, arkalarında güçlü ekipler maalesef yok. Bu yüzden bizde İNANÇ, MOTİVASYON VE DİSİPLİN olmuyor. Bizdeki en büyük kayıp bu bence.

Altyapı demişken… Tenise ideal başlangıç yaşı nedir? Ve Türkiye altyapı açısından teniste yeterli mi?

Tenis başlama yaşı 4‘tür. Türkiye altyapı açısından teniste hem yeterli hem değil. Daha iyi antrenörlere, daha fazla korta -özel mülk olarak değil belediyelerin kortları-, daha uygun fiyatlı tenis derslerine ihtiyacımız var. Ve elbette toplumun bu spor alanında daha fazla farkındalığa kavuşmasını sağlamak. Gerek altyapı okullarının yardımıyla, gerek yerel yönetimlerin desteğiyle, gerekse de sponsorların, spor firmalarının atacağı adımlarla…

Daha ileri noktalara ulaşmak adına hiç yurt dışına çıkmayı düşündün mü?

Yok hiç düşünmedim.

Biraz içimize dönelim mi? (: Tenis sporu markamız Artengo’dan biraz bahsedebilir misin?

Artengo 2006 senesinde Decathlon bünyesi altında kurulmuş. Aslında ilk hedefi eğlence, spora başlama amacıydı. 2016 senesinde artık tüm raketle oynanan sporları ele alarak Artengo markası tamamen oluşturulmuş. 2020 itibariyle de Artengo markası sadece Tenis sporunu kapsamaktadır.

Artengo markası olarak; başlangıçtan uzman seviyesine kadar 4 yaşından büyük çocuklar, hobi seviyesinden, performansa kadar teknik ürün grubuna sahip. 2020 senesi itibari ile de daha fazla çeşitliliğin olduğu bir tenis markasıyız. Artengo markamız Dünya’da bir çok turnuvada yer alırken, Türkiye’de yeni yeni yer almaya başlamıştır. Bu yüzden Türkiye’de daha yolun başında olduğumuzun farkındayım. Ama bu demek değil ki ürünlerimizin teknik açıdan yetersiz. Her zaman söylerim, yine söylüyorum bir performans oyuncusunun en az 2 rakete, yılda minimum 40 kordaja, 4-5 çift ayakkabıya ve fazlası ile tekstile ihtiyacı olur. İşte bizim hedefimiz teknik, kaliteli ve en uygun fiyata sizlere bu ürünleri sunmak. Neden ucuz peki? Çünkü bizler kimseye ana sponsorluk yapmıyoruz ve böylelikle fiyatlarımızı daha uygun şekilde sunmayı hedefliyoruz.

Artengo markası olarak mağazalarımızda teknik donanım ve bilgiyi kullanıcılarımıza en iyi şekildek aktaracak, sporu en iyi şekild temsil edecek ekipler çıkarmak öncelikli hedefimiz. Kordaj çekimimimizden, en teknik sorunuza cevap alabileceğiniz tenisçilerimiz ile tenis konuşmaya hazır olan bir ekip hedefliyoruz.

Decathlon Türkiye olarak tenis spor için attığımız adımlar var mı? (Sponsorluk, eğitim, yardım gibi…)

Decathlon Türkiye olarak bizler 2019’da adımlarımızı atmaya başladık. Çok yeni saylırız. Bu yüzden öncelikle hedefimiz en iyiyi vermeye çalışmak.

Şu an çalışanlarımız ile partnerliklerimiz bulunmakta. Bizlerle beraber olan tüm tenis ekip arkadaşlarmıza desteğimizi hiç bir zaman bırakmıyoruz.

Onun dışında bir sürü kulüp ile iş birlikleri içerisindeyiz. Ama dediğim gibi daha yolun çok başındayız. Hedeflerimiz var ve yapmak için çok arzuluyum.

Samimi cevapların için çok teşekkürler! Son olarak; günün anlam ve önemine istinaden 8 Mart ütopyan varsa bize biraz bahsedebilir misin? Ve 8 Mart mesajını alalım (:

Kadınların hükmettiği bir dünya olsaydı acaba nasıl olurdu? Benim ütopyam kesinlikle bu (:

Biraz daha yumuşatırsam (: kadınlar hükmetmesede, kadınların da eşit haklara sahip olduğu bir dünya olsun!

Bu yüzden Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünü söylemek isterim:

“Kadınlarını geri bırakan toplum, geri kalmaya mahkumdur.”

Bu röportaj İçerik Uzmanımız ve Ülke Bisiklet Ürünleri Eğitmenimiz Efe Subaşı tarafından hazırlanmıştır. Sorularımızı içtenlikle cevaplayan Aslı Kocabay’a sonsuz teşekkürler!

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.